İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2025/774 Karar: 2025/3651 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2025/774 K.2025/3651

11. Ceza Dairesi 2025/774 E. , 2025/3651 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2051 E., 2023/2611 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz isteminin esastan

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2025/774 E. , 2025/3651 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2051 E., 2023/2611 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz isteminin esastan

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2025/774 E. , 2025/3651 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2051 E., 2023/2611 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına, İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 05.06.2024 tarihli ve 2023/6262 Esas, 2024/7636 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KD-2024/118682 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK'nin 308/1. maddesi uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ A. İtiraz Sebepleri Müdafisi bulunmayan sanık ...'a yüklenen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nin 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması sebebiyle, sanık ... yönünden verilen temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına dair kararın kaldırılmasına ve karar başlığında gösterilen şikâyetçi ve katılanlara yönelik eylemleri nedeniyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 9. Ceza Dairesinin, 17.07.2023 tarihli ve 2023/2051 Esas, 2023/2611 Karar sayılı kararıyla verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararının bozulması talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli ve 2022/2-155 Esas, 2022/321 Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanığa istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca müdafi atanması gerektiği nazara alındığında; Somut olayda, kovuşturma aşamasında, sanığın sorgusunun yapılması, TCK'nin 158/3. maddesinin uygulanması ihtimaline karşı ek savunma hakkı verilmesi, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı diyeceklerinin sorulması gibi esasa etkili işlemler sırasında kendisinin seçtiği bir müdafii hazır bulunmadığı gibi 5271 sayılı CMK'nin 156. maddesi gereğince sanığa resen bir müdafii de tayin edilmediği, kendisine isnat edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından 5237 sayılı CMK'nin 158/1-f-son bentleri uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158/3. maddesine göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı CMK'nin 150/3. maddesi uyarınca sanığa müdafii atanması sağlanıp yargılamasının yapılarak bundan sonra eylemlerinin ve hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunmasına rağmen bu hususun gözardı edilmesi, aynı Kanun’un 289/1-h bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmış ve bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. II. KARAR Değerlendirme ve Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE, 5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi gereği Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 05.06.2024 tarihli ve 2023/6262 Esas, 2024/7636 Karar sayılı kararı ilamının (C) bendinde sanık ... yönünden verilen temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına dair kararın KALDIRILMASINA, Sanık ...'ın şikâyetçi ... ile katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (....) ve ...'a yönelik eylemleri nedeniyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 17/07/2023 tarihli ve 2023/2051 Esas, 2023/2611 Karar sayılı kararıyla verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükümlerin, hukuka kesin aykırılık hâlinin saptanmış olması nedeniyle, Üyeler ... ve ...'ın karşı oyları ve oy çokluğu ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY UYUŞMAZLIK KONUSU: Zorunlu müdafi tayininde 5271 sayılı ceza muhakemesi usul kanununun 150/3 maddesinde belirtilen 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda 5 yıllık sınırın tayininde ağırlaştırıcı nedenlerin dikkate alınıp alınmayacağına ilişkindir ÇOĞUNLUK GÖRÜŞÜ: Atılı suçun niteliği, sanık maddeleri ve uygulamaya göre kendilerini vekille temsil ettirmeyen sanık/sanıklara istemleri aranmaksızın zorunlu müdafii atanmamasının hukuka kesin aykırılık oluşturduğu yönündedir. İLGİLİ YASAL MEVZUAT: Dolandırıcılık suçunun basit şekli 5237 sayılı TCK'nın 157. maddesinde; "Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin giine kadar adlî para cezası verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 158. maddesinde ise; "(1) Dolandırıcılık suçunun; l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigortaya da kredi kurumlanılın çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. (2) ...." şeklinde dolandırıcılık suçunun nitelikli hâlleri sayılmış ve söz konusu 158. maddeye 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile de; "Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir. 5271 sayılı CMK’nın müdafi görevlendirilmesi başlıklı 150. maddesi "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklindedir. D)KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SONUÇ: Bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında öncelikle kanunun sistematiği ve normları dikkate alınacak, bu belirleme yapılırken kıyas ve yorum yoluna başvurulabilecektir. Ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorum mümkün olmakla birlikte, temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı mevcuttur. Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde, kıyas veya yorum yoluyla temel hak ve özgürlüklere ilişkin normları daraltıcı, istisnai normları genişletici şekilde hareket etmek mümkün değildir.(Yargıtay ceza Genel Kurulunun 08/11/2022 tarihli 2022/11-436 esas,2022/705 karar sayılı karan) TCK'nın 66. maddesinin 3. Fıkrasındaki; "Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur." düzenlemesinde “nitelikli hâller” tabiri kullanılırken, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Mahkemenin görevinin belirlenmesi" başlıklı 14. maddesi ise; "Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur." şeklinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu burada bilinçli bir şekilde “ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler” tabirini kullanmıştır. TCK'nın 158/3. maddesi iki durumda uygulanabilmektedir. İki durumda da artırım oranlan birbirinden farklıdır. Buna göre verilecek ceza, birinci olarak dolandırıcılık suçlarının üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde yarı oranında, ikinci olarak ise suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bir kat artınlacaktır. TCK’nın 158 Maddesinin 3 fıkrası, 157. ve 158. maddelerinin ortak arttırım nedenidir. Sanık hakkında düzenlenen iddianamede nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin sevk maddeleri arasında TCK’nın 158/3. maddesininolması suçun niteliğini değiştirmemektedir. Basit veya nitelikli dolandırıcılık suçunu İşleyen kişiler dikkate alınarak cezada arttırım öngörülmüştür. Dolayısıyla nitelikli hal olarak değil ağırlaştırıcı neden olarak kabul etmek gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrasında 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ile yapılan değişiklik ile "Üst sının en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hiikmii uygulanır, "şeklinde getirilen düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.11.2016 tarihli ve 950-436; 06.12.2016 tarihli ve 939-465 sayılı, 03.12.2020 tarih ve 2018/16-270 Esas, 2020/498 Karar, 05.11.2020 tarihli ve 2018/16-53 Esas, 2020/446 Karar, 19.11.2020 tarihli ve 2018/16-441 Esas ve 2020/468 Karar sayılı “zorunlu müdafi görevlendirilmesinde yalnızca temel cezanın dikkate alınacağı” yönündeki 2021 yılına kadar istikrarla devam eden kararları dikkate alındığında şüpheli veya sanık için zorunlu müdafi görevlendirilmesinin, temel ceza yönünden alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarla sınırlandırılması, suçun daha ağır cezayı gerektiren ağırlaştırıcı nedenlerin zorunlu müdafılik tesisinde esas alınacağı yönünden açık bir yasal düzenlemenin de bulunmaması, sanıklara atılı suçun temel cezasının 5 yıldan az olması, sanıklara zorunlu müdafi tayini gerekmediğinden sanıkların savunma haklarının kısıtlanmadığı,bu nedenle daha önce dairemizce oy çokluğuyla onanan karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile "sanılara zorunlu müdafi atanması ve savunma haklarının kısıtlandığı" gerekçesiyle hükmün bozulması yönündeki çoğunluk görüşünün yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla