Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/822 E. , 2025/3840 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2022 tarihli ve 2021/192 Esas, 2022/181 Kar
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/822 E. , 2025/3840 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2022 tarihli ve 2021/192 Esas, 2022/181 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157/1, 158/3, 52. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 175,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hükümlere yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 17.01.2025 tarihli ve 2024/7739 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11492 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11492 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; sanıkların olay tarihinde müştekinin çalıştığı otele gelerek oda kiralamak istedikleri, müştekinin iki kişi için bir gecelik 35 dolar fiyat söylemesi üzerine; sanıkların bu fiyatı kabul ederek müştekiye 100 dolar verdikleri, müştekinin de para üstü olarak 55 dolar ve 60 Türk lirası para üstü verdiği, müştekinin giriş işlemini yapmak üzere sanıklardan kimliklerini istediği, bir müddet sonra sanık ...'ın tekrar otele gelerek kalmaktan vazgeçtiklerini söyleyerek parayı geri istediği, müştekinin de kendilerine verdiği para üstünün geri vermeleri halinde paralarını geri vereceğini söylediği, bunun üzerine sanık ...'ın otelden çıktığı ve diğer sanıklar ile beraber tekrar otele gelerek müştekiye kendilerine verdiği parayı harcadıklarını söylediği, müştekinin "iki kişi burada kalsın biriniz gidin parayı bozdurun" demesi üzerine, sanık ...'ın 100 doları alarak otelden ayrıldığı, daha sonra diğer sanıkların da koşarak otelden uzaklaştıkları, bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde müştekiye karşı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin kabul edildiği olayda, her ne kadar İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2022 tarihli kararında atılı suçun uzlaşma kapsamında kalmadığı kabul edilmediği anlaşılmış ise de; Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 09/01/2023 tarihli ve 2022/1374 esas, 2023/20 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığa isnat olunan eylemin 5237 sayılı Kanun’un 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı ve bu suçun uzlaşma kapsamında bulunduğu, aynı Kanun'un 158. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin suçun nitelikli hali olmayıp artırım sebebi olduğu ve bu artırım maddesinin uygulanmasının, atılı suçu uzlaşma kapsamından çıkarmayacağı cihetle, atılı suçun uzlaştırma kapsamında bulunduğu ve sanıklar yönünden uzlaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası; "Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir." şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı, 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile eklenen 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise; bu suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; "Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır." ve aynı Kanun'un 254 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. ..." Hükümleri yer almaktadır. 4. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; gerekçeli kararın sanıklardan ...'un MERNİS adresinde 13.06.2022 tarihinde annesine tebliğ edildiğinden bahisle hükmün kesinleştirildiği ancak, tebliğ tarihinde ...'un ... 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu ve inceleme konusu hükmün sanık ... yönünden kesinleşmediği, henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, bu aşamada olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin bu sanık yönünden reddine karar vermek gerekmiş, sanıklar ... ve ... yönünden ise; sanıklara isnat olunan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğu, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin suçun nitelikli hali olmayıp artırım sebebi olduğu ve bu artırım maddesinin uygulanmasının, atılı suçu uzlaşma kapsamından çıkarmayacağı dikkate alındığında, 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmemesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce sanık ... yönünden yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin sanıklar ... ve ... yönünden KABULÜNE, 3. İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2022 tarihli ve 2021/192 Esas, 2022/181 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 4. Sanıklar ... ve ... hakkındaki infazın durdurulmasına, ...'in başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanıklar, otelde konaklama bahanesiyle müştekiye döviz para üstü aldırıp verdikleri parayı harcadıklarını söyleyerek fikir ve eylem birliği içinde parayı alıp kaçmış, üç kişi birlikte hareket ettiğinden 158/3 artırımıyla dolandırıcılıktan mahkum edilmiştir. Kanun yararına bozma isteminde uzlaştırma işlemlerinin yürütülmediği belirtilmiştir.
Hukuki İlke: 5237 sayılı Kanun'un 157. maddesindeki dolandırıcılık uzlaşmaya tabidir; 158. maddenin üçüncü fıkrasındaki üç veya daha fazla kişiyle işleme düzenlemesi suçun nitelikli hali olmayıp yalnızca artırım sebebi olduğundan suçu uzlaşma kapsamından çıkarmaz, uzlaştırma yapılmadan hüküm kurulamaz.
Uygulama Sonucu: Tebligatı usulsüz olan bir sanık yönünden hüküm kesinleşmediğinden istem reddedilmiş; diğer iki sanık yönünden istem kabul edilerek karar bozulmuş ve infazın durdurulmasıyla tahliyeye karar verilmiştir.
Dava Strateji Notu: Basit dolandırıcılıkta 158/3 artırımı uygulanmış olsa bile uzlaştırma hakkı düşmez; atlanan uzlaştırma kanun yararına bozma ile giderilir ve infazın durdurulmasıyla tahliye sağlanabilir.