KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2026/385 E., 2026/5794 K.
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2026
- Konu
- Bilisim Suclari
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Hakimliği
- Sayısı
- 2025/7196 Değişik İş
- Suç
- Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU
- Karar
- Kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
- Tebliğname görüşü
- İlgili ek kararın kanun yararına bozulması Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.10.2025 tarihli ve 2018/6258
Karar Detayı
1.326 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararına karşı yapılan itirazın sıfat yokluğu nedeniyle reddine ilişkin mercii Çerkezköy Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.11.2025 tarihli ve 2025/7196 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 06.11.2025'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 30.12.2025 tarihli ve 2025/45407 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB-2026/431 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB-2026/431 sayılı kanun yararına bozma isteminin.
"Dosya kapsamına göre; müşteki .......... 07.03.2018 tarihinde ........ isimli sosyal medya platformunda "borç kapatma kredisi" şeklinde bir paylaşım gördüğü, bu paylaşıma istinaden ilanda belirtilen GSM hattı ile iletişimi geçtiği, görüşmüş olduğu şahsın yönlendirmesi ile dosya masrafı adı altında.......... ait banka hesabına 440,00 Türk lirası gönderdiği, akabinde komisyon ücreti gerekçesi ile müştekiden tekrardan para yatırması istendiği, bunun üzerine müştekinin 1.490,00 Türk lirası daha gönderdiği, son olarak da komisyon ücretinin yetersiz kaldığından bahisle 200,00 Türk lirası daha talep edildiği,
müştekinin 200,00 Türk lirası yatırdığı ve sonrasında dolandırıldığından bahisle şikayetçi olması üzerine Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı, Anılan soruşturma neticesinde, Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2025 tarihli kararı ile "Her ne kadar ...... ......... alınan ifadesinde banka hesaplarını kahvede okey oynarken tanıştığı şüpheliler ... ve ........ isimli şahıslara güvendiğinden dolayı verdiğini beyan etmesi nedeniyle ... ve ........... hakkında soruşturma işlemlerine başlanılmış ise de.
Şüphelilerin alınan ifadelerinde üzerilerine atılı suçlamayı kabul etmediklerinin görüldüğü, şüphelilerin somut dolandırıcılık olayına iştirak ettikleri hususunda şüpheli .......... atfı cürum mahiyetindeki savunmasından başkaca delil bulunmadığı, müştekinin iletişim kurmuş olduğu 05...60 numaralı GSM hattının TC kimlik bilgileri olmaksızın ......... adına çıkartıldığı, abonelik sözleşmesinde de TC kimlik numarasının bulunmadığı," şeklindeki açıklamalarla adı geçen şüpheliler hakkında delil yetersizliği nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
aynı olaya ilişkin olarak şüpheli ........ hakkında ise nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-f-son maddeleri uyarınca cezalandırılması için Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2025 tarihli ve 2025/588 sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasının Çerkezköy Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/672 esasına kayden halen derdest olduğu, Somut olayda, şüpheli ... hakkında yeterli delil elde edilemediğinden bahisle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
şüpheliler ... ve ........ benzer nitelikteki (inceleme konusu edilmeyen) başka bir eylemine ilişkin olarak haklarında yapılan yargılama sonunda, İskenderun
2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.12.2023 tarihli ve 2022/156 esas, 2023/314 sayılı kararı ile " Her ne kadar sanıklar aşamalarda üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek sanık Kenan’ın sanık ...'ya kartlarını kullanması için verdiği beyanı mevcut ise de, sanığın sırf bu sebeple sanığın 3 ayrı bankaya ait hesap kartı çıkarıp bu hesap kartlarını kahvehaneden tanıdığı şahsa müşterilerinden gelecek para için vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, zira bankadan hesap açtırma işleminin ücretsiz olduğu,
bir an için sanığın banka kartını birine bu şekilde verdiği kabul edilse dahi orta zekaya sahip her bireyin kartının yasa dışı işlerde kullanılacağını bilecek durumda olması, adli sicil kayıtlarında benzer suçlardan dosyalarının bulunması karşısında sanığın inkara yönelik beyanlarının hayatın olağan akışına ve dosyada mevcut bulunan somut delillere aykırı olduğu, sanık ...’in ise diğer sanık ........’ın kendisinden talep etmesi üzerine gelen parayı çektiğine dair savunma yaptığı, bir kimsenin durduk yere başkasına gelen parayı ATM’den gidip sorgusuz sualsiz çekmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı,
sanıkların suçtan kurtulmaya yönelik olarak birbirlerini suçlar nitelikte savunmada bulundukları, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede sanıkların benzer suçtan dolayı çok sayıda dosyalarının bulunduğu ve bu hususun aynı şekilde aynı kasıt ve irade ile benzer şekilde eylemleri işleme yönünde bir davranış içerisinde bulunduklarını gösterdiği,
... sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek facebook hesabı üzerinden ilan vermek suretiyle ve kendilerini kredi veren olarak tanıtıp İş bankasından kredi çektirebilecekleri bahanesiyle müştekinin iradesinin fesada uğratarak ... dolandırıcılık suçunu işledikleri" şeklindeki gerekçelerle sanıkların mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, Dosya kapsamındaki mevcut delillerin şüpheli ... hakkında kamu davasının açılması için yeterli olduğu,
delillerin takdir ve değerlendirilmesinin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın bu yönüyle kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.
Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun'un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir.
Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...“ şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun'un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.
3. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 12.04.2016 tarihli ve 2014/11-830 Esas, 2016/185 Karar sayılı kararında "suçtan zarar gören" kavramı ile ilgili olarak; "...öğretide davaya müdahale ile ilgili olarak “suçtan zarar gören” kavramının sınırları saptanırken, kesinlik taşıyan bir ölçüte ulaşılamamış, ancak hakime yol gösterici nitelikte bazı ilkeler ortaya konulmuştur.
O halde, bu sınırları belirlerken hakimin, “haklı çıkar” ve “cezalandırma konularındaki psikolojik durumu” iyi değerlendirmesi gerekmektedir.
(Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, Beta Yayınevi, 12.Bası, İstanbul, 2007, s.211 vd.) Çeşitli yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere hakim, bir olayda suçtan zarar göreni belirlerken, sanığa yüklenilen ve cezalandırılması istenilen fiille haklı bir çıkarı zedelenen kişinin ceza kovuşturması konusundaki isteğini göz önünde tutmak ve bu haklı görüldüğünde kişiye suçtan zarar görme niteliği tanımak durumundadır.
(Ceza Genel Kurulunun 29.6.1992 gün ve 176-201, 11.4.2000 gün ve 64-69, 15.07.2008 gün ve 95-195 sayılı kararları) Görüldüğü gibi, gerek yargısal kararlarda gerekse öğretide, katılma için aranan ve hakimin değerlendirmesi gereken keyfiyet, “haklı çıkarın zedelenmesi” ve “cezalandırma konularındaki psikolojik durum”dur. Öte yandan katılmanın sübjektif şartlarından biri de katılanın yargılama konusu suçu işlememiş olmasıdır.
Suçu işleyen veya işlenmesine iştirak eden bir kişinin o suçla ilgili ceza muhakemesinde katılan sıfatını alabilmesi mümkün değildir. Bu, Latince "nemo auditur propriam turpitudinem allegans" olarak ifade edilen "kimse kendi ayıbından yararlanamaz" ilkesinin gereğidir.
Ancak bir kişinin suçtan zarar gören olup olmadığı o suçla ilgili yargılama neticesinde ulaşılan sonuca göre değil iddianamede gösterilen fiilin sabit olduğu ve suç teşkil ettiği varsayımına göre potansiyel olarak belirlenmelidir..." şeklindeki tespitlere yer verilmiştir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde.
5271 sayılı Kanun'un 173/1. maddesine göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yalnızca suçtan zarar görene itiraz hakkı tanındığı ve yukarıda belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 12.04.2016 tarihli ve 2014/11-830 Esas, 2016/185 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, "bir suçu işleyen veya işlenmesine iştirak eden kişinin o suçla ilgili ceza muhakemesinde katılan sıfatını alabilmesi mümkün değildir." şeklindeki değerlendirme uyarınca, aynı olayla ilgili olarak halen Çerkezköy Ağır Ceza Mahkemesinin,
2025/672 Esas sırasında yargılanan ........ şüpheli ...'nun üzerine atılı suçtan doğrudan zarar görmediği anlaşıldığından, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karara karşı itiraz hakkı bulunmayıp, itirazın sıfat yokluğu nedeniyle usûlden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.