KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2026/530 E., 2026/6498 K.
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2026
- Konu
- Bilisim Suclari
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Hakimliği
- Sayısı
- 2025/2411 Değişik İş ŞİKÂYETÇİ : ... ŞÜPHELİ :
- Suçlar
- Özel belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU
- Karar
- Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması ... Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.02.2025 tarihli ve 2025/19763 Soruşturma, 2025/12532 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... 5. Sulh Ceza Hakimliğinin, 24.03.2025 tarihli ve 2025/2411 Değişik
Karar Detayı
1.420 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 24.03.2025'te kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/15931 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.01.2026 tarihli ve KYB-2026/664 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.01.2026 tarihli ve KYB-2026/664 sayılı kanun yararına bozma isteminin.
"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği,
buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayet dilekçesinde;
miras yoluyla intikal eden taşınmaz hissesinin kızı olan şüpheli tarafından hileli yollarla şüphelinin üzerine kayıt ettirildiğini, şüpheli ile kendisi arasında yapıldığı iddia olunan satış akdi yapmadığını ve mühür vurmadığını, düzenlenen sözleşmenin sahte olduğunu, satış akdine uygun şekilde hesabına yatırılan paralar bulunsa da, hesabına yatan paralardan da haberdar olmadığını ve paraları da müştekinin çekmediğini, bu şekilde kendisini dolandıran ve sahte özel belge düzenleyip kullanan şüpheliden şikayetçi olduğunu beyan ettiği,
Her ne kadar incelemeye konu aziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28.02.2025 tarihli kararında söz konusu iddiaların hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara yapılan itirazın ... 5. Sulh Ceza Hakimliğince kararın dayandığı gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de.
17.11.2022 tarihli sözleşme aslının temini ile üzerinde basılı mührün müştekiye ait olup olmadığının tespit edilmesi, sözleşme üzerinde ismi bulunan şahitlerin de beyanlarının alınması, müştekinin bilgisi olmadan hesabına yatırılıp çekildiği iddia edilen paraların kim tarafından çekildiği hususunun tespiti bakımından banka dekontları asıllarının celbi ile üzerlerindeki imzanın müştekiye ait olup olmadığının tespit edilmesi,
para çekme anına kamera kayıtlarının celbi ile kim veya kimler tarafından paraların çekildiğinin tespiti ile şüphelinin beyanı alınıp, toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.
Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında.
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir.
Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere.
Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep" başlıklı 167. maddesi; " (1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir." Şeklinde düzenlenmiştir.
7. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, müteveffa eşinden kalan ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 1 08... Parselde yer alan taşınmazda kızı olan şüpheli ... ile elbirliğiyle malik olduklarının, kızının hileli hareketlerle taşınmazdaki payını kendi üzerine geçirdiğinin, bu hususta ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/14 Esas sayılı dosyası üzerinden devam eden yargılama sırasında Mahkemeye sunulan 17.11.2022 tarihli Satış Sözleşmesi başlıklı belge altında yer alan okuma yazma bilmeyen şikâyetçiye ait mührün sahte olduğunun, yine şikâyetçi adına bankaya satış bedeli adı altında yatırılan paranın şikâyetçi tarafından çekilmediğinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında;
şikâyetçinin kızı ..., sahte olduğu bildirilen sözleşme altında imzaları bulunan .......... ......... .......... ile şikâyetçinin hesabına satış bedeli adı altında para gönderen ............. ve ............ şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınması, taraflar arasındaki ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/14 Esas sayılı dosyasının getirtilip incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, suça konu sözleşme üzerinde yer alan mührün şikâyetçiye ait mühür olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, şikâyetçinin banka hesap hareketlerinin temin edilmesi, hesap hareketlerinde görülen para yatırma ve çekme işlemlerinin kim tarafından yapıldığının ortaya konulması, para çekme işlemlerine ait evrakın, varsa güvenlik kamerası görüntülerinin dosyaya celp edilmesi, uyuşmazlık konusu taşınmaza ait tapu kayıtları ve dayanak belgelerin temin edilmesinden sonra,
özellikle şüpheli ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden 5237 sayılı Kanun'un 167/1-b maddesi de dikkate alınarak, şüphelilerin hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken, "...taraflar arasında kurulan geçerli bir satış sözleşmesinin olduğu, sözleşmeye uygun olarak müştekinin hesabına dekontları dosyada olan paraların yatırıldığı, sözleşmede, müştekinin isminin altına mührünün basılı olduğu, gayrimenkul veya gayrimenkul hisselerinin satışının resmi şekil şartına bağlı olduğu,
tapu sicil müdürlüğünde ve tapu memuru önünde yapıldığı düşünüldüğünde, bu şartlara uygun yapılan hisse devirlerinin geçerli olacağı, malları üzerinde tasarruf ehliyeti olmayanlar bakımından medeni kanun hükümlerinin uygulanarak mahkeme kararıyla vasi atanması yoluna gidildiği, belirtilen nedenlerle soruşturmaya konu olan hisse devrinin hukuka aykırı veya geçersiz olduğu iddiasının hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve bu sorunun çözümü için hukuk mahkemesinde dava açıldığı,
olayda özel evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.