KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10265 E., 2010/1327 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
558 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/07/2008 tarih ve 2008/173-2008/280 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı borçlunun davalıdan aldığı kredi sözleşmesinin kefili olan müvekkiline haksız yere hesap kat ihtarı gönderdiğini, manevi zarara uğradığını, mal varlığı üzerinde tasarruf edememesi nedeniyle zarar gördüğünü, kredi alamaz hale getirildiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000.00 YTL maddi tazminat ile 8.000,00 YTL manevi zararın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili usul ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın bankacılık işleminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalının süresinde işbölümü itirazında bulunduğu, ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, talep halinde dosyanın Ankara Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, harç ve masrafların görevli mahkemede nazara alınmasına, vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava asliye hukuk mahkemesine açılmış olup,işbölümü itirazı yapılmamış ise de,mahkemece, gönderme kararı verilmiştir.Mahkeme gönderme kararı ile o davadan elini çektiğinden,gönderme kararı nihai bir karardır.
Ancak, diğer nihai kararlardan farklı olarak, gönderme kararı verildiği anda kesin kararlardan olup, yalnız başına temyiz edilemez.Nitekim,24-4-1967 tarih ve 12/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda “TTK.nun 5/3 ncü madde hükmü karşısında,gönderme kararlarının verildikleri anda kesin olup,yalnız başına temyiz edilemeyeceği ve ancak esas hükümle birlikte temyiz olunabileceği,bu kararın niteliğine tamamen yabancı olan ve onunla bağdaşması mümkün olmayan nihai bir hükmün bu karar ile birlikte yanılgı sonucu verilmesi halinde, gönderme kararının nihai hükme ilişkin bu bölümünün yalnız başına temyizinin mümkün olduğu” öngörülmüştür.
Bu itibarla, gönderme kararı temyizi kabil değildir.
O halde, mahkemece verilen gönderme karar, kesin nitelikte olup, temyizi mümkün bulunmadığından davacılar vekilinin gönderme kararına yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda ve gönderme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife’nin 7/son maddesi hükmünde, gönderme kararları nedeniyle vekalet ücretine hükmedilemeyeceği öngörüldüğü halde, mahkemece, davacı aleyhine vekalet ücretine de hükmedilmiştir.Bu itibarla, mahkemece vekalet ücretine de hükmedilmesi nedeniyle, hükmüm bu bölümü temyizi kabildir.Esasen anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda vekalet ücretine ilişkin bölüm temyiz edilse dahi dosyanın, gönderme kararında gösterilen mahkemeye gönderilmesi,
kararın bir örneği ile temyiz dilekçesinin ve buna varsa cevabın temyiz edilen bölüm nedeniyle Yargıtay’a gönderilmesi ile yetinilmesi gerektiği de belirtilmiştir.Temyiz süresinin,gönderme kararının davacıya tebliğ edildiği tarihten işlemeye başlayacağının ve gönderme kararı sonrasında verilmesi gereken tahrik dilekçesi verme süresinin başlangıcı ile ilgili 11.10.1976 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın buna engel olmadığının kabulü de gerekir.
Dairemiz'in 29.11.2004 tarih ve 2680/11555 sayılı ilamı ve doktrin de bu yöndedir. (Bkz.Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 4.Baskı, Ankara-1979, Cilt 1, Sh.455 )Davacı vekilinin temyiz dilekçesi tebliğ tarihine göre,süresindedir.
Temyize konu gönderme kararında, vekalet ücretine de hükmedilmiş olması nedeniyle, hükmün bu bölümünün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de,yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK’nun 438/7 nci maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10265, K. 2010/1327, 8 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama