KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10406 E., 2010/2306 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mudanya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.12.2007 tarih ve 2006/2-2007/506 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi birleşen dava davalısı Akbank T.A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, müvekkili şirketin muhasebe görevlisi ...’nin diğer davalı kişiler adına sahte hakedişler düzenleyerek müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesaplarından ödeme yapılması için faks talimatları çektiğini, davalı bankaca da gereken araştırma yapılmadan bu kişilere ödemede bulunulduğunu ileri sürerek, faks asılları gelmeden ödeme yapan davalı bankadan 3.695,15 TL olmak üzere faiziyle birlikte tüm davalılardan sorumlu oldukları miktarlarla istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı Akbank AŞ vekili, 125 adet talimata istinaden yapılan havalelerden sadece 9 tanesinin dava konusu edildiğini ve bu faks talimatlarındaki imzaların da davacı şirketin yetkililerinin imzasını taşıdığını, uygulamayla yerleşen bir faksla talimat işleminin taraflar arasında geçerli bulunduğunu, bu şekilde havale yapmakta müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirket çalışanı ...’nin sahte belgeler ve hakedişler düzenleyerek davalı banka şubesine faks ile ödeme talimatı verdiği, kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla dolandırıcılık eyleminin sabit olduğu,
davalı bankanı ise savunmasında belirttiği yoğunlukta faksla gerçekleşen işlem bulunmadığından zimni anlaşmanın varlığı sonucuna ulaşılamayacağı, dava konu faks talimatlarının ıslak imzalı suretleri de ibraz edilemediğinden talimatlardaki imzanın sahteliği yönünde inceleme yapılamadığından yazılı sözleşme olmaksızın faks talimatıyla işlem yapan bankanın zarardan % 90 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 15.392,00 TL’nni ...’ten, 5.685,00 TL’nin ..’den, 6.066,42 TL’nin ...’den, 12.711,64 TL’nin ...’ndan olmak üzere müştereken ve müteselsilen davalı ...
İzci’den tahsiline, ayrıca 10.888,34 TL’nin ... den tahsiline, birleşen 1997/314 esas dosyasında 409,40 TL’nin ...dan, 2.101,42 TL’nin ...’ten ve birleşen 1008/254 esas dosyasında 3.325,63 TL’nin Akbank AŞ’den faiziyle tahsiline, ..., ..., ...ve ...hakkındaki davaların ise HUMK’nun 409 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davada davalı Akbank AŞ vekili temyiz etmiştir. Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın çözümü için HUMK' nun 275.maddesine uygun olarak bankacılık konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, bu raporda da taraflar arasındaki 125 adet faks talimatının bulunması karşısında yazılı olmasa dahi taraflar arasında zımni bir faksla işlem yapma yönünde anlaşma bulunduğunun kabulünün gerektiği belirtildiği halde mahkemece bu görüşe itibar edilmeyerek karar verilmiştir.
Oysa, taraflar arasındaki çalışma sistemine göre faksla talimat verilerek davacıya ait hesaplardan havalelerin yaptırıldığı ve dava konusu 9 adet talimattaki imzanın da davacı kurumun talimat vermeye yetkili çalışanlarının sirkülerdeki imzalarıyla örtüştüğünün bilirkişi raporunda belirtilmesine ve davacı tarafça da bu imzaların sahteliğinin iddia edilmeyip Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında belirtildiği üzere, şirket yetkililerince bu talimatların imzalanmasının davacı çalışanı ...’nin dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasını gerektirecek şekilde hileyle sağlanmış olduğunun belirtilmesi karşısında,
davacı kurum ile davalı banka arasında süregelen talimatla havale yapılma işleminde, imza sirkülerindekilerle aynı imzayı taşıyan dava konusu talimatları işleme koymaktan davalı bankayı sorumlu tutmak mümkün olmadığından davanın bu davalı yönünden reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenle davalılardan banka yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10406, K. 2010/2306, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama