KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10413 E., 2010/5620 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
614 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.06.2008 tarih ve 2006/708 - 2008/248 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.05.2010 gününde davacılar avukatı ... ile davalı ... ve TMSF avukatı A. ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, Pamukbank TAŞ'nin 16.07.2004 tarihinde 5230 sayılı Kanun ile tüm aktif ve pasifiyle T.
Halk Bankası A.Ş'ne devredildiğini, Pamukbank TAŞ'nın anasözleşmesinin 66. Maddesine istinaden kuruluşunda kurucu ortaklarına dağıtılabilir kârdan % 10'nu vermek üzere çıkarttığı 1700 adet intifa senetlerinden 2 adedinin müvekkillerine murislerinden intikal ettiğini, intifa senetlerinin davacıların babaları ...adına pay defterine kayıtlı olduğunu, Pamukbank TAŞ'nın kuruluşundan 1988 yılı da dahil olmak üzere 54 yıl müddetle kurucu hisse senetleri sahiplerinin hisselerine düşen kâr paylarını dağıttığını, daha sonra banka yönetiminin değişmesi sebebiyle kurucu hisse senedi sahiplerine kâr payı ödenmediğini,
kârın tamamın8ın fevkalade ihtiyatlara ayrıldığını, 1996-1997-1998-1999-2000 yıllarına ait kâr payından davacılara miras yolu ile intikal eden 2 adet kurucu hisse senedi karşılığı ödenmesi gereken bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 16.07.2004 tarih ve 5230 sayılı Yasa'nın 3.maddesi ile Pamukbank'ın bilançosundaki tüm aktif ve pasifleri ile bilanço dışı yükümlülüklerinin Pamukbank, TMSF ve müvekkili Halkbank arasında düzenlenen bir protokol ile müvekkiline devredildiğini, bu işlemler sırasında Pamukbnak TAŞ'nın geçmiş yıllar uğradığı zararların bilançosundan ayıklandığını ve TMSF tarafından karşılandığını, ortada kurucuların kurduğu bir şirketin olmadığını ve geçmişten gelen zarar gözönüne alındığında kurucu ortaklara dağıtılacak kâr bulunmadığını savunarak, davanın reddini, % 40 kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kurucu hisse sahiplerinin kâr payı alabilmeleri için öncelikle bankanın kâr etmiş olması gerektiği, Pamukbank TAŞ'nin dava konusu döneme ait bilançolarının yöntemine uygun oluşturulmadığı, bir yandan gerekli karşılıkları ayırtmayıp giderlerini azaltıp, diğer yandan da tahsil edemediği faiz reeskontları yolu ile gelirlerini artırarak dönem sonlarında mali tablolarını fiktif olarak kârlı gösterdiği,
ayrıca dava konusu dönemlere ilişkin olarak bankanın zarar ettiği belirtilerek bankaya el konulmuş olması ve bu koyma olayına karşı açılan davadan vazgeçilmesi bir bütün olarak dikkate alındığında, dava konusu dönemler itibariyle kâr etmediği anlaşılan bankanın kurucu hisse intifa senedi sahiplerinin kâr payı istemelerinin mümkün olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 04.06.2008 tarihli oturumda davacı vekili “...bu yönde emsal kararlar vardır. 1.700 adet kurucu hisse senedi sahibi vardır. Daha önceki davalarda 1996-2000 yılları arasında karın fiktif olduğuna dair bankanın bir iddia ve savunması olmamıştır.
Mahkemeler kurucularına açtıkları davaların kabulü yönünde karar vermiştir.
TMSF davaların kabulünden sonra yeni davalar açılacağından bahisle bu şekilde karın fiktif olduğu yönünde itirazlar ileri sürmeye başlamıştır.” şeklinde beyanda bulunarak, beyanını imzası ile tasdik etmiş bulunmasına, davalı bankanın taraf olduğu diğer dava dosyalarının işbu dosya bakımından emsal teşkil etmeyecek olmasına, işbu dava dosyasında yapılan incelemede dağıtılması istenilen banka karının fiktif olduğunun bilirkişi incelemesi ile belirlenmiş bulunmasına göre, davacı ve davalı vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10413, K. 2010/5620, 20 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama