KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10442 E., 2010/1375 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.05.2008 tarih ve 2007/256-2008/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekilinin davalıya olan borcundan dolayı 05.07.1999 vadeli 15.000-YTL meblağlı tanzim tarihi olmayan bir bono verdiğini, bu senedin 07.07.1999 tarihinde icra takibine konu edildiğini, takip dosyasında yapılan hesaplamada borcun 114.082,50-YTL. na ulaştığını, çeşitli araçlarının ve gayrımenkullerinin haczedilmesi üzerine davacının 18.07.2007 tarihinde ihtirazi kayıt dilekçesi vererek takip tarihinden sonra değişen oranlarda yasal faize göre hesaplama yapılması gerektiğininin belirtildiğini, 19.07.2007 tarihinde de dosya borcunun tamamının dosyaya havale edilerek ödendiğini, ticari senet vasfı taşımayan bu senetten dolayı davacıdan reeskont faizi talep edilemeyeceğini ileri sürerek, davalıya fazladan ödenmek zorunda kalınan 47.000,00-YTL.nin istiardatını talep ve etmiştir.
Davalı vekili, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın takibe itiraz süresi içerisinde icra dairesine bizzat gelerek takip konusu borç ve %80 faiz oranını kabul ettiğini, itiraz hakkından feragat ederek haciz tatbikine muvafakat ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, istirdat davasının dinlenebilmesi için gerçekte var olmayan bir borcun ödenmesi gerektiği, icra takip dosyasında 15.000,00-YTL asıl alacak ile takip tarihinden itibaren uygulanacak % 80 oranında faiz talep edildiği, davacının imzalı beyanı ile takip konusu alacağı ve ferilerini kabul ettiği, ayrıca itiraz ve şikayeti olmadığını bildirdiği, ödeme emrindeki yasal sürelerden feragat ederek takibin kesinleşmesini sağladığı, bu kabul doğrultusunda borç miktarının hesaplandığı ve ödemenin gerçekleştirildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı,davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, istirdat istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle, istirdat davasının koşullarının oluşmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.Somut olayda,davacının bonoya dayalı olarak aleyhine başlatılan ilamsız takibe karşı imzalı beyanı ile takip konusu alacağı ve ferilerini kabul ettiği, ayrıca itiraz ve şikayeti olmadığını bildirdiği,ödeme emrindeki yasal sürelerden feragat ederek takibin kesinleşmesini sağladığı dosya kapsamı ile sabit olup, itiraz süresi içerisinde borcu kabul ederek ödeme bulunan davacının istirdat davası açamayacağının kabulü ilke olarak doğru ise de,
davacının takip dosyasındaki kabulünün takip tarihinden ödeme tarihine kadar geçecek süre içinde % 80 reeskont oranındaki sabit ve değişmeyen faizi de içerdiği sonucuna varılamaz.Zira, takip tarihinden sonra anılan faiz oranın ne olacağının, faiz oranının düşüp düşmeyeceğinin davacı tarafından bilinmesi mümkün değildir.Bu bağlamda, icraca yapılacak hesaplamada, takip tarihinden sonraki aşamada ödeme tarihine kadar geçecek sürede reeskont faizinin değişen oranları dikkate alınarak davacının borcunun hesaplanması zorunludur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10442, K. 2010/1375, 8 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama