KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10471 E., 2010/1143 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.04.2008 tarih ve 2007/290-2008/519 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının Rusya’dan almış olduğu orman emvalinin taşıma işini müvekkilinin yaptığını, araca müvekkiline bildirilenden fazla yük konulması nedeniyle aracın Rusya Gümrüğü’nde bekletildiğini, bu bekleme nedeniyle müvekkilinin davalıdan alacağının doğduğunu, bunun tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait aracın fazla yükleme yapılması nedeniyle gümrükte bekletilmesinden doğan demoraj ücretinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, CMR Konvansiyonuna tabi taşımadan kaynaklanan alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yukarıda yazılı özetten de anlaşılacağı üzere, davacı taşıyıcı, sevk mektubunda yükün ağırlığının 21.000 kg olarak gösterildiği halde araca bilgisi dışında daha fazla yükleme yapıldığını ve bu nedenle Rusya Gümrüğü’nde bekletildiğini ileri sürerek, bekleme ücreti alacağı için davalı hakkında takip başlatmış, davalı taraf ise davaya cevap vermemekle davayı inkar etmiş sayılmıştır.
Dava konusu taşımanın güzergahı itibariyle uluslararası bir taşıma olduğu taraflar arasında ihtilaflı olmadığı gibi, esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ülkemiz 30.10.1995 tarihinde CMR Konvansiyonu’nu kabul etmiş ve anılan Konvansiyon hükümleri bu tarihte yürürlüğe girmiştir. T.C. Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrası hükmünde “Usulüne uygun yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir.” düzenlemesi mevcuttur.
TTK.nun taşımaya ilişkin hükümleri halen yürürlükte ise de, uluslararası taşımalar bakımından daha sonra yürürlüğe giren ve bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR konvansiyonu’nun öncelikli olarak uygulanması gerekmektedir. Anılan konvansiyonun 7. ve devamı maddelerinde sevk mektubunun hatalı düzenlenmesinden kaynaklanan zararlarla ilgili hususlar düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece CMR Konvansiyonu’nun 7. ve devamı maddeleri değerlendirilerek, davaya konu istem hakkında uluslararası taşımacılık konusunda uzman bilirkişi veya heyetinden rapor alınmak suretiyle, yüklemenin kime ait olduğu, sevk mektubunun ne şekilde düzenlendiği ve bundan davalı alıcının ne şekilde sorumlu olduğu ve keza basiretli tacir gibi davranmak yükümlülüğünde bulunan davacının olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, taşıma konusunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılmayan hukukçu bilirkişi tarafından hazırlanan rapor esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10471, K. 2010/1143, 2 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama