KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10534 E., 2010/1758 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/09/2007 tarih ve 2007/62-2007/459 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 29.12.2000 tarihli hisse devir sözleşmesine göre davalı şirketin ortağı bulunduğunu, davalı tarafından kar payı ödemesi yapılmadığını ve talebine rağmen olumsuz cevap verildiğini, Takasbank’a başvurularak müvekkilinin ortak olup olmadığının sorulduğunu, ancak müvekkilinin ortaklığının görünmediğinin bildirildiğini ileri sürerek, müvekkilinin her biri 500 DEM’den 60 hisse ile ortak olduğunun tesbitini, pay defterine ortaklık kaydının yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının şirket ortağı olduğunun davalı tarafından kabul edilerek pay defterine kaydedildiği, bu nedenle dava açmada hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı şirketin ortağı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı şirket, halka açık şirket olup, davacı taraf da davadan önce Takasbank A.Ş.’den şirket ortağı olup olmadığına ilişkin bilgi istemiş ve verilen cevap üzerine iş bu dava açılmıştır. Mahkemece, ilk duruşmada davacının ortaklığının davalı tarafından benimsendiği ve davalının dava açılmasına sebep vermediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de, davacının ortak olup olmadığı hususuna ilişkin Takasbank A.Ş.’ye mahkemece yazılan yazıya verilen 21.6.2007 tarihli cevabi yazıda davacının halen davalı şirketin ortağı olduğunun kayıtlarda görünmediği belirtilmiştir. Bu itibarla davacının dava açmada hukuki yararının olduğunun kabulü gerekir.
Kaldı ki, davacının hangi oranda hisse sahibi olduğu hususu temyiz aşamasında dahi belirsiz olup, davacı taraf 30.000 DEM karşılığı 60 adet hisse sahibi olduğunu ileri sürmekte, davalı ise 30.000 DEM karşılığı nominal değeri 1 YTL olan 60 adet hisse karşılığı ortak olduğunu savunmuştur.
Bu durumda, mahkemece, davacının dava açmada hukuki yararının bulunduğunun kabulü ile ortaklığın ne zaman ve ne şekilde gerçekleştiğinin ve ne miktar hisse karşılığı kaç lira bedelle hisse sahibi olduğunun belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10534, K. 2010/1758, 16 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama