KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10539 E., 2010/1380 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Akhisar Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Akhisar Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.05.2006 tarih ve 2006/60-2006/169 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın 55.1055 sayılı Akhisar Merkez ve Köyleri Tütün Satış Kooperatifi’ne kullandırdıkları kredinin, borçlu kooperatifçe ortaklara dağıtıldığını ve kredinin teminatı olarak ortaklardan alınan müşterek ve müteselsil borç senetlerinin bankaya temlik edildiğini, bu senetlerin imzalanmasıyla davalıların, kooperatifin bankaya olan borcundan asıl borçlu sıfatıyla sorumlu olduklarını ileri sürerek, 5.470 YTL’na ulaşan alacağın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, borç senedinde asıl alacağın 485.000.000 TL olduğu, işlemiş faiz ve giderlerin ilave edilerek dava değerinin oluşturulduğu, oysa faizin görev miktarının hesabında dikkate alınamayacağı buna göre sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif kredi borcunun tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, görevsizlik kararı verilmiş olup,1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun “vazife” başlıklı 1.maddesinde “Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev, dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tespitinde, davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere,aşağıdaki maddeler hükümleri uygulanır.
Faiz,icra tazminatı ve giderler görevin tespitinde hesaba katılmaz.” hükmü yer almakta; aynı Kanun’un 2.maddesinin birinci fıkrasında ise “Müddeabih para ise mahkemenin vazifesini tayinde miktarı esas ittihaz olunur.” denilmektedir. Yine, HUMK.nun 5219 sayılı Kanun ile değişik 8/1 nci maddesine göre mamelek hukukundan doğan değer veya miktarı beş milyar lirayı geçmeyen davalar Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür.
Görülmektedir ki, dava olunan şeyin değeri esas alınarak görevli mahkemenin tayin edileceği durumlarda davanın konusunun, yani müddeabihin tespitinde hesaba katılmayacak unsurlar yasada açıkça belirlenmiştir ve faiz de bunlar arasında sayılmıştır. Bu durumda, temerrüt faizi, dava açılırken harçlandırılsın veya harçlandırılmasın görevin belirlenmesinde nazara alınamaz. Ancak sözleşmesel faiz, müddeabih haline getirilmek suretiyle görev miktarının tespitinde dikkate alınabilir. Dairemiz’in 21.10.2002 tarih ve 4981-9247 sayılı, 30.10.2006 tarih ve 2005-9871 /2006-10773 sayılı,YHGK.nun 16.6.2004 tarih ve 19-357/360 sayılı ilamı bu yöndedir.
Somut olayda, TTK.nun 8/3. maddesi ve davaya konu müşterek ve müteselsil borç senedinin 1. ve 2. maddelerine göre, hesaba borç yazılacak miktarların, yazıldığı tarihten itibaren yıl sonuna ve ayrıca yılbaşından vade tarihine ve vade tarihinden de tahsil tarihine kadar geçen günler için belirtilen faiz oranlarından hesap ve kapitalize edilecek faizi ile kooperatife veya temlik alan Ziraat Bankasına ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Bu durumda, mahkemece, davaya konu alacağın faiz alacağı olduğu var sayılan kısmı da HUMK'nun 1/1. maddesi kapsamında görevde dikkate alınmayacak olan temerrüt faizi olmayıp, sözleşme hükümlerine göre, öngörülen dönemlerin sonunda ana paraya dönüşmüş bir alacaktır.
Ancak, davanın 27.02.2006 tarihinde açılmış bulunması ve Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görev sınırının dava tarihi itibariyle 5.490 YTL olması karşısında mahkemece, salt dava değeri esas alınmak sureti ile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10539, K. 2010/1380, 8 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama