KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10760 E., 2010/1703 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Çaycuma Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
641 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çaycuma Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.03.2008 tarih ve 2007/385-2008/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili işyerinde alt işveren sıfatıyla çalıştırdığı işçilerin ödemediği işçilik haklarını açılan davalar sonucu müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, sözleşmeye göre davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 16.428.00 YTL’nın rucuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin bir sorumluluğunun olmadığını, davacının işçilerin işlerine son verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacıya ait işyerinde belli bir süre alt işveren olarak işçi çalıştırdığı, davacının bu işçiler tarafından açılan dava sonucu işçilik haklarını ödemek zorunda kaldığı, davalının çalıştırdığı dönemle sorumlu olacağı, zamanında ödenmemekle sebepsiz zenginleştiğinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 346.997.346 TL’nın reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HUMK.nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000.000.000 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.7.2004 hüküm tarihi itibariyle kesin olup, anılan 5219 sayılı Kanun ve 5236 sayılı Kanun uyarınca söz konusu miktar 01.01.2008 tarihi itibariyle 1.250.000.000 TL’na çıkarılmıştır.
Somut olayda mahkemece davanın kısmen kabulüyle 346.997.340 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı aleyhine hükmedilen miktar, yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rucuan tahsiline ilişkindir.
Dava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı ödediği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davalının bu işçileri 18.03.1993 - 30.06.1994 tarihleri arasında davacıya ait işyerinde alt işveren olarak çalıştırdığı, daha sonra bu işçilerin başka alt işverenlere bağlı olarak anılan işyerinde çalışmaya devam ettikleri ve işlerine son verildiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Davalı, davacı asıl işverenin ödeme yaptığı işçilerin hizmet sözleşmesini sona erdiren konumunda değildir. O halde, ödenen ihbar tazminatından dolayı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Öte yandan, yıllık ücretli izin alacağından yasa gereği son işveren sorumlu olup, davalının son işveren sıfatı da bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, davalının ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağından dolayı sorumluluğu yoktur.
Ancak, yapılan sözleşme gereği kıdem tazminatı alacağı ile ilgili olarak kendi dönemine isabet eden kısım ve bu kısma isabet eden yargılama giderleriyle davacıya karşı sorumluluğu söz konusudur.
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının çalıştırdığı dönem esas alınarak ve sanki bu dönem sonunda işçilerin işine son verilmiş gibi ihbar, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmış, davacının yaptığı ödeme tarihine kadar işlemiş faiz hesap edilerek alacak tespit edilmiş ve mahkemece bu tutara hükmedilmiştir. Fakat, kıdem tazminatı bakımından davacı lehine yapılan hesaplama da doğru bulunmamıştır.
Davacının ödediği kıdem tazminatı, yasaya göre işçinin son ücretine göre hesap edilerek tayin edilmiştir. O halde, davacının bu işçiler için ödemiş olduğu toplam kıdem tazminatından davalının çalıştırdığı süreye isabet eden kısım ve bu kısma isabet eden yargılama giderlerinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu durum karşısında, açıklanan şekilde davalının sorumlu olduğu kıdem tazminatı ve fer’isi belirlenip, usulü kazanılmış hak ilkesi kapsamında ilk raporda tespit edilen ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı eklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10760, K. 2010/1703, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama