KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10901 E., 2010/2125 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Alaşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.06.2008 tarih ve 2008/32-2008/102 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Alaşehir Sarıkız Madensuyu Tesislerinde fason üretim yapmakta iken asıl kiracının sözleşme süresinin dolması nedeniyle 15.12.2007 tarihinde tesislerden ayrıldığını, fason imalatta şişe tedarikinin fason iş yaptıran şirkete ait olduğundan müvekkili şirketin kendi unvanını taşıyan iadeli maden suyu şişelerini imal ettirdiğini, ancak büyük çoğunluğu bayiler zimmetinde bulunan sözkonusu şişelerin müvekkilin işyerinden ayrılması nedeniyle davalı şirketin eline geçtiğini ve onun tarafından madensuyu dolumunda kullanıldığını,
şişelerin üzerinde “Emirmak” ibaresi bulunduğundan şişelerin mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, davalının bu şişeleri kullanmasının tecavüz ve haksız eylem oluşturduğunu ileri sürerek, müvekkiline ait şişelerin davalı tarafından madensuyu dolumunda kullanılmasının men’i ile şişelerin iade ve teslimini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin faaliyet merkezinin Batman olduğunu, bu nedenle HUMK’nun 9 ncu maddesi uyarınca davanın müvekkilinin yerleşim yeri olan Batman’da görülmesi gerektiğinden Alaşehir Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, davacının davaya konu şişeler üzerinde mülkiyet hakkının bulunmadığını, işbu şişelerin fatura karşılığı bayilere satılmış olduğunu, şişelerin mülkiyetinin bayilere ait bulunduğunu savunarak, davanın yetki ve esas yönlerinden reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu şişelerin davacı tarafından yaptırılmış olduğu, bu hali ile sözkonusu şişelerin ilgili tesisin demirbaşı olmadığı, davacı şirketin adının da şişelerin üzerinde yazması nedeniyle davalının bu şişelere dolum yaparak satış yapmasının mümkün bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın kabulü ile davacı şirketin adı, adresi ve telefon numaraları yazan maden suyu şişelerinin davalı şirket tarafından kullanılmamasına, işbu kararın davacı tarafa ilgili şişelere dolum yaparak kullanma, satış hakkı ve yetkisi vermediğine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davanın haksız rekabetin önlenmesi istemiyle açılmış olduğu,
bu isteme konu eylem davacıya ait maden suyu şişelerine davalı tarafından dolum yapılarak kullanılması olup, sözkonusu eylemin işlendiği yerin Alaşehir olması nedeniyle haksız eylemin özel bir türü olan haksız rekabet olgusuna dayalı olarak açılmış bulunan işbu davada Alaşehir Mahkemelerinin HUMK’nun 21 nci maddesinde düzenlenen haksız bir fiilden mütevellit davanın o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunabileceği yönündeki hükmü uyarınca yetkili olduğunun anlaşılmasına göre de davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10901, K. 2010/2125, 25 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama