KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11137 E., 2010/2038 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/06/2008 tarih ve 2007/49-2008/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin parfüm ve kozmetik ürünlerde tescilli "CACHAREL" markasını ve ürün ambalajlarını davalıların taklit ederek marka hakkına ve unvanına tecavüzünde bulunduğunu, davalılardan Sütçüler Ltd. Şti'ne ait TIR'da beyan dışı 91 karton koli içerisinde 5170 şişe taklit parfümün gümrükte ele geçirildiğini, ürünler üzerinde müvekkiline ait markanın yer aldığını, diğer davalının ihracatçı firma olduğunu ileri sürerek, davalıların eylemlerinin haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, ürünlerin ve bunları üretmeye yarayan araç, cihaz makine gibi her türlü vasıtalara elkonulmasına, toplatılmasına ve imhasına hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, araç sürücüsü dava dışı İsmet'in gümrüğe beyan etmeden ihraç etmeye kalkıştığı ürünlerden müvekkillerinin haberdar olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre gümrükte ele geçen parfümlerin davacı markasını taşıdığı ve taklit olduğu, davalıların gönderici ve taşıyıcı firma olarak sorumlu oldukları, davalıların ürünleri ürettiklerine dair delil yok ise de, malları markayı taklit edenden iktisap ederek, ticari amaçla ekinde bulunduran ve ticaret alanına çıkaran kişiler olmaları nedeniyle davalıların sorumluluklarının bulunduğu, ürünlerin piyasaya fiilen sürülmüş olup olmamasının bir öneminin bulunmadığı,
556 sayılı KHK'nın 61/c ve 9/1 maddelerince davalıların ticaret alanına çıkratılmasının, ticari amaçla elde bulundurmalarının markaya tecavüzün oluşturduğu, ürünlerin taklit olduğunu tacir olarak bilmeleri gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile gümrükte ele geçirilen taklit ürünler vasıtasıyla davalıların markaya tecavüzüne haksız rekabetlerinin tespiti ile men'ine, gümrükteki taklit ürünlerin mahkemedeki mevcut ürünleri ile birlikte imhasına, hükmün ilanına davalıların ürünleri bizzat ürettikleri tespit edilmediğinden sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11137, K. 2010/2038, 23 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama