KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11431 E., 2010/2340 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.07.2008 tarih ve 2008/60 - 2008/41 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 25.7.2003 koruma altına alınan “T.A.T.U. T.A.T.U.” ibareli markasının bulunduğunu, davalının ise 12.4.2007 tarihinde koruma altına alınan “MİSSTATU” ibareli markasının bulunduğunu, her iki markanın tescil sınıflarının aynı olduğunu, davalı markanın müvekkili markası ile iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu, ayrıca davalının markasını tescil edildiği şekilde değil TATU ibaresini ön plana çıkaracak şekilde kullandığını, bu durumun müvekkilina ait markaya tecavüz ve haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tesbit ve meni ile davalı markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalıya ait markanın asıl unsurunun TATU ibaresi olduğu, her iki markanın aynı sınıfta tescil edilmiş olması nedeniyle davalı markanın davacı markası ile iltibasa neden olduğu, ayrıca davalının markayı tescil edildiği şekilde kullanmadığı, davacı markası ile iltibas oluşturacak şekilde kullandığı, bu durumun haksız rekabete neden olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve davalının haksız rekabetinin tesbit ve menine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, markanın tescil edildiği şekilde kullanılmadığı iddiasına dayalı hükümsüzlük istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı vekili müvekkiline ait marka ile davalı adına tescilli markanın iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu ve ayrıca davalı tarafından markanın tescil edildiği şekilde kullanılmadığını ileri sürmüş ve bu iddiasına ilişkin olarak da sadece, davalıya ait olduğunu ileri sürdüğü kartviziti delil olarak dosyaya sunmuştur.
Davalı taraf ise davaya cevap vermeyerek ve duruşmaya katılmayarak davayı inkâr etmiş sayılmıştır. Ancak mahkemece, sadece davacının delil olarak sunduğu kartvizit üzerindeki yazılar esas alınarak davalının markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa mahkemece, markanın tescil edildiği şekilde kullanılmadığı iddiasına dayalı olarak dosyaya sunulan ve davalı tarafından bastırıldığı iddia edilen kartvizitin davalı tarafından bastırılıp bastırılmadığı, davalı tarafından bastırılmış ise üzerinde oynama yapılıp yapılmadığı hususunda davalı şirket temsilcisi usulüne uygun olarak isticvap edilmesi ve gerektiğinde bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11431, K. 2010/2340, 2 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama