KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11468 E., 2010/2240 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/03/2008 tarih ve 2005/498-2008/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkili şirketin 1974 yılından beri "şekil+özkar" ibaresi ile inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, "öz-kar" ibaresini inşaat sektöründe ilk kullananın müvekkili ortağı ve yönetim kurulu üyesi ... olduğunu, davalı şirketin "şekil+özkar" ibaresinin marka tescili için davalı kuruma başvurduğunu müvekkilinin itirazının en son YİDK tarafından ileri sürerek, YİDK kararının iptalini, müvekkilinin ticaret unvanına vaki tecavüzün önlenmesini, davalının haksız rekabetinin tespit ve yasaklanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin 1987 yılından beri inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, dava açılıncaya kadar davacının varlığından dahi haberdar olmadığını, davacının ününden yararlandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının 1995 tarihinde tüzel kişilik kazandığı, dava konusu ibareyi kullananın davacı değil, davacı şirketin ortağı ... olduğu, ...'ın 1975 yılından beri kullandığı "öz-kar" ibaresini 1995 yılında davacı şirketinde kullanmasına izin verdiği ve şirketin ortağı olduğu, ancak marka başvurusunun yapıldığı 31.12.2002 tarihine kadar kendi eylemli kullanımına da devam ettiği, dolayısıyla davacının eylemli kullanımdan kaynaklan hakları devralmadığı, bu nedenle davacı şirketin...'ın halefi olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki davacının ve adı geçenin yaklaşık 15 yıldan beri davalı kullanımına sesiz kalmaları karşısında itiraz haklarını kaybettikleri gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11468, K. 2010/2240, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama