KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11481 E., 2010/2443 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
372 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.05.2007 tarih ve 2006/655-2007/106 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin elektrik malzemeleri satışı ve üretimi işi ile uğraştığını, ürettiği ve sattığı mamullerin birçoğunda 2003 yılından bu yana “Superior” markasını kullandığını, bu marka ile çalışmış olduğu iş alanında belli bir tanınmışlık düzeyine ulaşmış bulunduğunu, müvekkilinin “Şekil ve Superior” ibareli markasının 9, 11 ve 35 nci sınıflarda adına tescilini sağlamak amacıyla 29.12.2004 tarihinde davalı nezdinde yaptığı başvurunun reddine karar verildiğini,
kararın “Superior” markasının 556 sayılı KHK’nin 7/1-c bendindeki nitelikleri taşıması nedeniyle marka vasfına haiz olmamasına ve sözkonusu başvurunun tescilli “Superior ve şekil” ibareli markaya benzemesine dayandırılarak verilmiş olduğunu, oysaki “Superior” ibaresinin tek başına üstün kalite veya üstün nitelikli anlamlarına gelmediğini, bu nedenle de 556 sayılı KHK’nin 7/1-c bendindeki nitelikleri taşımadığını, aynı ibarenin başkaları adına tescilli olduğunu, bu durumun çelişki oluşturduğunu, davalı tarafından verilen red kararının haksız ve hukuki mesnetten yoksun bulunduğunu ileri sürerek,
TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından verilen 2006-M-1650 sayılı red kararının iptalini, sözkonusu marka başvurusunun müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu marka tescil başvurusu ile ilgili olarak alınan kararların usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu markanın esaslı unsurunun “Superior” ibaresi olduğu, bu ibarenin tanımlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle marka olarak tescilinin olanaklı olmadığı, davacının tescil sürecinde yaptığı itirazda ayırt edicilik koşuluna dayanmadığı, bu nedenle anılan koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11481, K. 2010/2443, 4 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama