KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11494 E., 2010/2009 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
822 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.07.2008 tarih ve 2007/227 - 2008/300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...’ın diğer davacı Mert Yatak ve Tekstil Ltd.
Şti.’nin ortağı olduğunu, 20.04.2007 tarihinde müvekkili Mücait adına yapılan 7.575,00 Euro tutarındaki havalenin banka çalışanlarının dikkatsizliği nedeniyle müvekkili şirketin hesabına aktarıldığını, aynı gün müvekkili şirketin hesabından bilgisayar korsanlığı marifetiyle internet şifresi kırılıp üç ayrı işlem ile şirkete ait 2.425 Euro ve ... hesabına gelmesi gereken 7.575 Euro olmak toplam 10.000 Euro’nun ve Türk Lirası hesabındaki 6.000,00 YTL’nin başka hesaplara havale yapıldığını, 6.000,00 YTL’ye çekilmeden bankaca bloke konulduğunu, bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek,
10.000 Euro’nun 26.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankası'nın Euro cinsinden kısa vadeli mevduata uyguladığı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, internet dolandırıcılığı yolu ile 10.000 Euro’nun 18.313 YTL olarak TL’ye çevrilip 12.313,00 YTL’lık kısmının başka hesaplara aktarıldığını, 6.000 YTL’lık kısmına üçüncü şahıslarca çekilmeden bloke konulduğunu, bu nedenle talep edilebilecek miktarın 12.313,00 YTL olduğunu, davacıların şifrelerini koruyamadıklarını, müvekkilinin kusuru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin hesabından davacı kullanıcı adı, şifresi ve parolası kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen işlemde davacı şirket yetkililerinin şirket bilgisayarındaki şahsi bilgilerin ele geçirilmesini sağlayacak ve kişisel bilgilerini koruyucu güvenlik önlemleri almamış olması nedeniyle % 50 kusurlu olduğu, bankanın ise gelişen teknoloji ve bu alandaki son gelişmelere paralel olarak işlem tarihinde Smart Banking, Akıllı Anahtar, PC Klavye gibi ek güvenlik önlemlerini sonradan almış olması nedeniyle % 50 oranında kusurlu olduğu,
davacılardan ... adına 26.04.2007 tarihinde gelen 7.575 Euro tutarlı havalenin banka çalışanlarının kusurlu hareketinden dolayı başka hesaba aktarıldığı, ancak daha sonra bankaca dava tarihinden önce 30.04.2007 tarihinde 6.020,00 YTL, dava tarihinden sonra 30.10.2007 tarihinde 7.633,00 YTL olmak üzere toplam 13.653,00 YTL ödemede bulunulduğu, davalı banka davadan sonra ödeme yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden konusuz kalan miktar yönünden davacı tarafın vekalet ücreti ve yargılama giderine hak kazandığı,
davacı şirketin hesabından 26.04.2007 tarihinde çekilen paranın 2.436 Euro olup % 50 kusura tekabül eden miktarın 1.218 Euro olduğu, davacı bu işlemler dışında 10.000 Euro’nun YTL’ye dönüştürüldüğü ve hesapta bulunan 6.000 YTL ile birlikte başka hesaplara aktarıldığını iddia ederek talepte bulunmuş ise de belirtilen işlemler dışında herhangi bir havale ve transfer işlemi tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... tarafından açılan davanın yapılan ödemelerle konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
davacı şirket tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile kusura tekabül eden 1.218 Euro’nun temerrüt tarihi olan 10.05.2007 tarihinden itibaren Merkez Bankası’nca Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduata Devlet bankalarınca uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, dava davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacıların bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacılardan ... adına 26.04.2007 tarihinde gelen 7.575 Euro tutarlı havalenin banka çalışanlarının kusurlu hareketi sonucu başka hesaba aktarıldığı, daha sonra bankaca dava tarihinden önce 30.04.2007 tarihinde 6.020,00 YTL, dava tarihinden sonra 30.10.2007 tarihinde 7.633,00 YTL olmak üzere toplam 13.653,00 YTL ödemede bulunulduğu, davalı bankanın davadan sonra ödeme yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davacı şirketin hesabından 26.04.2007 tarihinde çekilen miktar 2.436 Euro olup % 50 kusura tekabül eden miktarın 1.218 Euro olduğu,
davacı bu işlemler dışında 10.000 Euro’nun YTL’ye dönüştürüldüğü ve hesapta bulunan 6.000 YTL ile birlikte başka hesaplara aktarıldığını iddia ederek talepte bulunmuş ise de belirtilen işlemler dışında herhangi bir havale ve transfer işlemi tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı Mücait Atagan tarafından açılan dava yapılan ödemelerle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı şirket tarafından açılan davanın da kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davadan önce ödenen meblağ yönünden ret hükmü, davadan sonra ödenen meblağ için davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı hükmü kurulması, reddedilen meblağ için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. Kısım hükümleri uyarınca, konusuz kalan kısım için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin anlaşmazlığın konusuz kalmasını düzenleyen 6. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi,
yine davacı şirket ve diğer davacı için ret ve kabul edilen meblağların hükümde ayrı ayrı gösterilmesi ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin ilgili hükümlerince davacılar ve davalı aleyhine hükmedilmesi gereken avukatlık ücretine hüküm fıkrasında açıkça yer verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11494, K. 2010/2009, 22 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama