KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11619 E., 2010/6339 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk
Karar Metni
421 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2008 tarih ve 2007/257 - 2008/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.06.2010 gününde davacı ...avukatı ... ve şirket temsilcisi Riccardo Preve ve İtalyan çevirmen gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilini İtalya menşeeli bir firma olduğunu, uzun yıllardır pilavlık pirinç ürenlerinin imalatı ile iştigal ettiğini, 2000 yılından beri Türkiye'de faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ürünleri üzerinde HOROZ resmi kullandığını, 1973 yılında İtalya'da Horoz şeklini marka olarak tescil ettirdiğini, davalının 92015, 130596, 130595, 130594, 130597 tescil nolu markalarında müvekkilinin tescilli markasındaki yarım horoz şeklinin benzerinin kullanıldığını ileri sürerek davalının tescilli markalarının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, hükümsüzlük davasının açılabilmesi için hükümsüzlüğü istenilen markanın tescilinden itibaren 5 yıl içinde açılması gerektiğini, müvekkilinin markalarının 1986 ve 1991 yılında tescil edildiğini, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, taraflara ait markalarda kullanılan horoz şekillerinin farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markalardan ilki 1986, takip edenlerin de 1991 yılında tescil edildiği, markaların tescilinden dava tarihine kadar 15 yılı aşkın süre geçtiği, ilk tescil başvuru tarihinde davacının Türkiye'de tescilli markası bulunmadığı gibi, Paris Konvansiyonu 6. madde anlamında tanınmış olduğunu da kanıtlanmadığı ayrıca, markanın kötü niyetle tescil edildiğinin de kanıtlanamadığı,kaldı ki, 16 yıl tescile itiraz edilmeyerek çok uzun süre kullanıma göz yumularak davalının ekonomik faaliyetleri bu marka altında büyüyüp,
belli bir büyümeye ulaştıktan sonra dava açılması da MK. 2 anlamında hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu, yine 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçisiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı tescilinin kötüniyetli olduğu hususunun kanıtlanamamış olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11619, K. 2010/6339, 3 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama