KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11643 E., 2010/2268 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.07.2007 tarih ve 2004/1137-2007/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ‘Şekerciler Ticaret’ ibaresini 1987 yılından beri kullanan müvekkili kurucularının 14.12.1998 tarihinde şirketleştiğini, aynı alanda faaliyette bulunan davalının 24.06.1994 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin 14.04.1995 yılında ‘Şekerciler’ ibaresini bir kısım sınıflarda marka olarak tescil ettirdiğini, davalının da 07.12.1999 tarihinde bu ibareyi satış hizmetleri sınıfında kullanılmak üzere tescil ettirmiş olduğunu müvekkilinin aynı ibareyi başka mal ve hizmet sınıflarında tescil ettirmek üzere 26.10.2001 tarihinde başvurduğunda kısmen ret kararı verildiğinde öğrendiğini,
müvekkilinin 02.04.1992 tarihinde tescil edildiğini, unvanını 24.06.1994 tarihinde tescil edilen davalıdan önce kullandığını, ibare üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, marka olarak da daha önce tescil ettirdiğini, davalı markasının karışıklığa neden olacağını ileri sürerek, markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddianın yersiz olduğunu, uzun süreden beri dava açılmadığını, istemin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin ‘Şekerciler’ ibaresini 1979 yılından beri kullandığını, öncelik hakkının kendisinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında da; davalının devir aldığı marka dahil bu ibareyi taşıyan iki ayrı markasının müvekkilinin öncelik hakkının bulunması ve tescilli markayla karışıklığa neden olduklarını iddia ederek hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı-karşı davalının doğrudan doğruya 14.12.1998 tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, ortaklarının ilk defa ‘Şekerciler’ ibaresini 01.02.1989 tarihinde kullanmaya başladığı, davalı-karşı davacının 24.06.1994 tarihinde tescilinin gerçekleştiği, ortaklardan...’nin 04.07.1979 tarihinde aynı alanda bakkal unvanı olarak kullandığı ve kullanımının şirketleşmeye kadar sürdüğü,
dava konusu ‘Şekerciler’ ibareli 1999/20964 numaralı 35/8 nci sınıftaki hizmet markasını adına tescil ettirerek öncelik hakkını tescil yolu ile elde ettiği, ‘Şekerciler’ ibaresinin tarafların unvanlarında ve markalarında yer aldığı, 556 sayılı KHK.nin 8/1-b maddesi anlamında iltibas veya iltibas tehlikesi doğuracak şekilde benzer oldukları, ancak kullanıldıkları sınıfların farklı olması nedeniyle tescil engellerinin bulunmadığı, davacı-karşı davalının markalarının 35/8 nci sınıflarda tescilli olmadığı, davalı-karşı davacı markasının 03.06.2001 tarihinde tescil edildiği,
5 yıl içinde dava açılması nedeniyle zamanaşımı def’nin yerinde bulunmadığı, davalı-karşı davanın konusunu oluşturan 161456 numaralı markanın ise 1995 yılında tescil edilmesi, kötüniyetin kanıtlanmaması ve 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceği, yukarıda açıklandığı üzere diğer markaların kullanılacakları sınıfların farklı olduğu, ancak 35/8 nci sınıfta geçen hizmet bakımından davacı-karşı davalı ürünlerinin pazarlanması bakımından benzer bulunabileceği, ancak herkesin ürünlerini pazarlamasının ticari örf ve adet gereği olduğu, bunun için hizmet markası tescil ettirmesinin zorunlu bulunmadığı,
başka bir anlatımla davalı-karşı davacı adına tescilli markanın taraf şirketlerinin sadece faaliyetleri sırasında imal edip pazarladıkları ürünlerle değil, 1-34 sınıflardaki tüm ürünlerin pazarlanması ile ilgili bulunduğu, davacı-karşı davalı markalarının ürünleri ile farklı bulunduğu, ayrıca tarafların birbirlerinin ‘Şekerciler’ ibaresinin kullanımlarına karşılıklı sessiz kaldıkları, dava tarihine kadar yatırım yaptıkları ve ticari faaliyette bulundukları, bu haliyle gelinen nokta itibariyle ibareleri eş zamanlı kullanmaları yasa ve hakkaniyeti uygun olacağı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11643, K. 2010/2268, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama