KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11762 E., 2010/6723 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2010
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.12.2007 tarih ve 2007/157-2007/26 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.06.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... ve Av....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “PINAR” ve serisi markaların sahibi olduğunu, davalı adına “Pınar” markasının “her nevi şekerleme, helva, lokum, reçel, marmelat, komposto, bisküvi, çikolata, hazır yemek” ürünleri için tescili bulunduğunu ancak davalı şirketin uzun yıllardan bu yana ve halihazırda “Pınar” markasını tescil ettirdiği eşya listesinde bulunan ürünlerin bir bölümünde hiç kullanmadığı, bir bölümü üzerinde de tescilden farklı olarak ve müvekkili şirket markaları ile görsel olarak birebir aynı şekilde kullandığı,
hiç kullanmama nedenine dayalı olarak terkin davasının ayrıca açıldığını, “PINAR” markasını “her nevi şekerleme, lokum, reçel, marmelat” ile ilgili olarak tescilden farklı bir şekilde ve müvekkili şirketin tanınmış markası ile birebir aynı kullanma nedeniyle hükümsüzlüğüne, bu istemin kabul edilmemesi halinde davalı tarafından “Pınar” markası kullanımının müvekkili şirket markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “PINAR” markalarının ilk tescil tarihlerinden önceki bir tarih olduğunu, 556 sayılı KHK’nın 14. maddesindeki koşulların oluşmadığı, taraf marka kullanımlarının çok farklı olduğunu belirterek davanın reddi ile birlikte hükmün ilanına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, tescilli markanın ayırt edici niteliği bozularak kullanımının markayı kullanmamakla eşdeğer olduğu, davalının adına tescilli markayı tesciline sadık kalarak kullanmadığı gerekçesiyle bu yönden bilirkişi raporundan ayrılarak davanın kabulüne davalı şirket adına tescilli 08 347 tescil nolu markanın şekerleme, helva, lokum, reçel, marmelat ürünleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da davalı adına tescilli 08347 nolu “PINAR+Şekil” markasının tescil edildiği biçimden farklı olarak “şekil” unsuru olmadan ve “PINAR” ibaresinin de tescil edildiği yazı karakterinin değiştirilerek davacı adına tescilli “PINAR” markasının yazı karakteriyle benzer şekilde kullanılmasının ilgili müşteri çerçevesinde davalıya ait marka olarak algılanmayacak mahiyette olduğunun belirtilmesine,
bu durumda dava konusu “PINAR+Şekil” markasının ayırtedici karakteri değiştirilmeden 556 Sayılı KHK’nin 14. maddesine uygun bir şekilde kullanıldığından söz edilemeyecek olmasına, HUMK 76. maddesi uyarınca uyuşmazlığa uygulanacak hukuki sebebin tayini mahkemeye ait olup, mahkemece bilirkişi raporundaki davalı kullanımının 556 Sayılı KHK’nin 14. maddesine aykırılık oluşturmamasına karşın ayrı KHK’nin 61 vd. maddelerine göre marka hakkına tecavüze yol açan bir kullanım olduğuna ilişkin hukuki nitelendirmeleri ile bağlı kalınmaksızın yazılı gerekçelerle hükümsüzlük kararı verilmesinde bir isabetsizlik de bulunmamasına göre,
davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11762, K. 2010/6723, 10 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama