KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11850 E., 2010/6714 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.06.2008 tarih ve 2006/576-2008/176 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.06.2010 gününde davacılar avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden Compagnie Europeenne de Textile S.A.R.L.’nın özellikle kozmetik sektöründe, parfümeride tanınmış “Franck Olivier” markasının sahibi, diğer davacının da bu markaya sahip kozmetik ürünlerin üretim, dağıtım ve pazarlaması ile iştigal eden münhasır lisans hakkına sahip olduğunu, davacı SODİP firmasının “Franck Olivier” markasını tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de satışını 1996 yılından itibaren gerçekleştirdiğini,
davalı şirketin uluslararası düzeyde müvekkili şirketlerin mülkiyetinde ve münhasır lisans hakkına sahip bulunduğu Franck Olivier ibareli markayı TPE i-nezdinde 21.01.2002 ve 11.03.2005 tarihinden geçerli olmak üzere 03 ve 05. sınıfta yazılı emtiaları ihtiva edecek şekilde adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalı şirket adına TPE nezdinde 2002/00978 ve 2005/08333 numaralar ile tescilli “Franck Olivier” ibareli marka tescil belgelerinin hükümsüzlüğüne, 10.000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi vermemiş, yargılama sırasında davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirketin davalı tarafın tescilinden 25 yıl öncesinden başlayarak dava konusu markayı Fransa’da ve pek çok ülkede davalının Türkiye’de tescil ettirdiği şekilde ve tescil kapsamındaki sınıflar üzerinde kullandığı, 1996 yılından itibaren ürünlerini Türkiye’de satmaya başladığı ve Türkiye’de de bu marka üzerinde gerçek hak sahipliğinin söz konusu olduğu, ayrıca davalının 2005 08333 numaralı marka tescilinde yer alan şeklin dahi davacının yurt dışındaki çok eski tarihli
tescillerini kullandığı şeklin aynısı olmasının da davalı tescilinin tamamen kötüniyetli olduğunun açık bir göstergesi olduğu, davacı tarafın markasının 556 sayılı KHK’nin 7/1-i maddesi anlamında tanınmış marka olduğu sonucuna varılarak, davalı şirket adına tescilli 2005/08333 ve 2002/00978 numaralı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekili, davalı adına tescilli markaların davacının tanınmış markasına benzer olduğu iddiasıyla, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece 22.03.2007 tarihli oturumda davacı tarafın delillerinin davalı tarafa tebliğinden itibaren 15 günlük kesin süre içerisinde tüm delillerini bildirmesi için süre verildiği halde davacı tarafın delillerinin davalı vekiline tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece 22.03.2007 tarihli oturumda verilen ara kararı gereği, davacı taraf delillerinin davalı vekiline tebliğ ettirilerek, davalı vekiline usulüne uygun olarak delillerini ibraz imkanı sağlanmadan bilirkişi raporu alınarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11850, K. 2010/6714, 10 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama