KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11939 E., 2010/2880 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2010
- Mahkemesi
- Büyükçekmece Asliye 3.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.03.2008 tarih ve 2004/634-2008/343 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkilinin davalı şirketin iki ortağından birisi olduğunu davalı gerçek kişinin de anasözleşme ile şirket müdürü olarak atandığını, davalının şirket sermayesini amacına uygun kullanmadığını, şirket ile ilgisi olmayan kişilere ödemeler yaptığını, şirket defterlerini usulüne uygun tutmadığını, şirket faaliyetlerini durdurduğunu ve şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, davalı şirketin feshini, yargılama sırasında şirkette kayyum tayin edilmesini, şimdilik 1000 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, şirketin faaliyetlerinin durmasına davacının neden olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, iki ortaklı davalı şirketin ortaklar arasında ihtilaflar olduğu ve şirketinin faaliyetlerinin durduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin feshine, tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için şirket müdürünün tasfiye memuru olarak atanmasına, şartları oluşmadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının iddia ettiği zararın şirket zararı olması nedeniyle tazminatın kendisine ödenmesinin mümkün bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, TTK.nun 549/4. maddesi uyarınca, davalı limited şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.
Dava sebebinin dayandığı anılan yasa maddesinde haklı sebep kavramı tanımlanmamıştır. Öyleyse her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi sebepler TTK.nun 549/4. maddesinde yer alan haklı sebeplere örnek olarak sayılabilir.
Somut olayda, davacı vekili tarafından, şirket müdürü olan davalının şirket kasasından usulsüz ödemeler yaptığı, şirket defterlerini usulüne uygun tutmadığı, şirket adına gelen malları süresinde gümrükten çekmediği, alıcı firmalara karşı edimleri yerine getirmediği ve bu nedenle şirketi zarara uğrattığı ileri sürülmüş, davalı vekili ise, şirketin faaliyetlerinin durmasına ve ortaklar arasındaki ihtilafa davacının neden olduğunu savunmuştur.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, tarafların iddia ve savunmaları bakımından karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Zira davacı vekilinin iddiaları şirket müdürünün azlini gerektiren iddialar olup, şirketin feshine ilişkin haklı nedenler olup olmadığı ve ortaklar arasındaki uyuşmazlığa kimin neden olduğu, bunda davacının payının olup olmadığı yeterince araştırılıp değerlendirilmemiştir.
Ayrıca, hükme esas alınan raporu hazırlayan muhasebeci bilirkişinin şirketler hukuku sahasında ne şekilde uzman olduğu anlaşılamamıştır.
Bu itibarla, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durularak, bu konuların kanıtlanması amacıyla gösterilecek deliller ve varsa delil olarak sunulan belgelerin ibrazı ile içinde şirketler hukukunda uzman bilirkişinin bulunduğu heyetten rapor alınmak ve uyuşmazlık konusu olan hususlar birlikte değerlendirilerek, taraflar arasında varlığı kabul edilen uyuşmazlığa kimin neden olduğunun belirlenmesi suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Kabul şekline göre de, şirket müdürü olan davalı hakkında davacı vekilinin iddiaları mahkemece doğru kabul edilerek şirketin feshine karar verildiği halde usulsüz işlemler yaptığı kabul edilen davalı müdürün mahkemece tasfiye memuru olarak atanması doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11939, K. 2010/2880, 16 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama