KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12045 E., 2010/3099 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.06.2008 tarih ve 2004/210-2008/339 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşme ile müvekkilinin davalıya danışmanlık hizmeti vermeyi üstlendiğini, sözleşmenin 4/1 nci maddesi uyarınca aylık 1.500 USD ücret ile aynı sözleşmenin 4/2 nci maddesinde iş alındığı takdirde ihale bedeli üzerinden binde 5 danışmanlık alacağına hak kazanacağının kararlaştırıldığını, davalının 2003 yılında 12 ay boyunca danışmanlık ücreti toplam 18.000 USD’yi ödemediğini, ayrıca Kırgızistan’da alınan ihale dolayısıyla 42.110 USD alacağının bulunduğunu, davalının 17.01.2003 tarihinde bir yazı göndererek akdi feshettiğini bildirdiğini, bunun bir geçerliliğinin olmadığını,
yazışmalarla durumun tespit edileceğini, sözleşmede karşılıklı teyit ile sözleşmenin feshedileceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek, şimdilik 1.000.000.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmede davacının yetkilisinin imzasının bulunmadığını, geçerli olmadığını, davacının müvekkiline verdiği hiçbir danışmalık veya başka bir hizmet bulunmadığını, esasen sözleşmenin feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve kısmen benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 2001 yılında danışmanlık sözleşmesi imzalandığı, davacının temsilcisi olarak ...adlı kişinin imzasının bulunduğu, anılan kişinin 27.05.2001 tarihinde tescil edilen davacının ortağı ve yetkilisi bulunduğu, 01.06.2001 tarihindeki kamudaki görevinden çıkarıldığı, sözleşmenin kuruluş tarihinin yıl olarak belli olmasına rağmen ay ve gün olarak başlangıcının bildirilmediği, bunun geçerliliğe etkisinin olmadığı, fesih tarihinde önem kazandığı, taraflar arasındaki 17.02.2003 tarihli yazıdan 01.08.2001 tarihinde akdedildiği sonucuna varıldığı,
kabul edilen bu kuruluş tarihi itibariyle sözleşme döneminin 01.08.2001-01.08.2002 tarihleri arası olduğu, davalı yan sözleşmenin 17.01.2003 tarihli yazı ile 31.12.2002 tarihi itibariyle feshedildiğini savunduğu, oysa bu tarih öncesinde sözleşmenin yürürlükte olduğunun her iki tarafında kabulünde bulunduğu, böyle olunca sözleşmenin yürürlükte bulunduğu 31.12.2002 tarihine kadar olan sürüde davacının davada talep ettiği miktarda ücrete hak kazanıp kazanmadığının önem taşıdığı,
anılan sözleşmenin 4/1 nci maddesinde davacı danışmana sözleşme konusu işlerin ve buna bağlı diğer hizmetlerin yürütülmesinde rutin masraflarını karşılamak üzere her ay 1.500 USD nakden ödenmesinin kararlaştırıldığı, bunun masraf karşılığı olduğu açıklansa da munzam bir rakam bulunduğu, masrafın belgelenmesi veya kanıtlanması koşuluna bağlanmadığı, davalının her ay ödeme yapması zorunlu ücret olduğu, sözleşmenin yürürlükte kaldığı sürece davacının hak ettiği ücretin talep edilenden fazla bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne,1.000.00 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan ücret ve prim alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ayı ve günü belli olmamakla birlikte taraflar arasında 2001 yılında danışmanlık sözleşmesi imzalandığı hususu çekişmesizdir.
Davacı vekili, bu sözleşmenin geçerliliğini koruduğunu, 2003 yılında tahakkuk eden müvekkili ücreti ile alınan ihale dolayısıyla sözleşmede kararlaştırılan prim mahiyetindeki komisyon alacağının ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı vekili, sözleşmenin geçersiz olduğunu, kaldı ki 17.01.2003 tarihi itibariyle feshinin bildirildiğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki 17.02.2003 tarihli yazışmadan hareketle sözleşmenin Ağustos 2001 yılında akdedildiği sonucuna varılıp, 31.12.2002 tarihine kadar davacının ücret alacağının çekişmesiz bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, 29.03.2004 tarihinde açılan işbu davada davacı vekili 2003 yılı aylık ücretleri ile diğer alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı da 17.02.2003 tarihli davacıya yönelik yazdığı yazıda iyiniyet göstergesi olarak Aralık ayının ücretinin ödendiğini bildirmiştir. Bu durum karşısında, davanın 2003 yılı aylık ücretleri ile varolduğunu iddia ettiği prim alacağının tahsili için açıldığı dikkate alınmadan yazılı şekilde talep olmayan 2002 yılı dönemine ilişkin ücretin tahsili yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12045, K. 2010/3099, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama