KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12243 E., 2010/7008 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
639 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.05.2008 tarih ve 2006/438 - 2008/396 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.06.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Toplu Konut İdaresi tarafından ihale edilen Kocaeli Bekirpaşa Sosyal Donatı işinin yapımını üstlendiğini, inşaatın bütün risklere karşı davalı şirkete sigortalı olup, 31.12.2005 tarihinde yüklenilen iş kapsamında cami inşaatının kirişlerin ön ve sağ yan cephesinde beton dökümü esnasında çökme meydana geldiğini, çökme nedeniyle 6 işçinin yaralandığını, ihbar edilmesine rağmen uğranılan zararın davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, ıslah yolu ile birlikte 104.000 YTL'nın 14.01.2006 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sigorta ettiren olup, sigortalının TOKİ olduğunu, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, meydana gelen zararın proje hatasından kaynaklandığını, poliçe genel şartları uyarınca zararın teminat dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu çökmenin proje hatasından kaynaklanmadığı, projenin davacı tarafından hatalı uygulandığına dair delil veya davalı savunmasının bulunmadığı, davaya konu uyuşmazlığın projenin hatalı uygulanmasından çıkmadığı, ihtilafın proje hatası olup olmadığı noktasında toplandığı, proje hatasının ise bulunmadığı, taraflar arasında zarar miktarının 95.000 YTL olduğu konusunda mutabakata varıldığı gerekçesi ile 95.000 YTL'nın 21.02.2006 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı tarafından yapımı üstlenilen ve şirkete bütün risklere karşı sigortalı inşaatın devamı sırasında çökme nedeniyle sigorta alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında alınan 18.09.2006 tarihli ilk bilirkişi raporunda, davacı ile dava dışı TOKİ arasındaki yazışmalar dikkate alındığında, rizikonun uygulanan hatalı projeden kaynaklandığı kanaatinde olunduğu; 20.03.2007 tarihli bilirkişi raporunda ise, çökmenin proje hatasından kaynaklanamayacağı, çökme nedeninin, düşey kalıp olarak kullanılan çelik boruların yeterli sayı ve sıklıkta olmaması, yatay kalıpların ve bunları destekleyen sistemin de sağlam bir yere sabitlenmemesinden kaynaklandığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 17.04.2008 tarihli raporda ise, çökme olayının kusurlu malzeme ve kusurlu işçiliğin bir neticesi olduğunun teknik verilerle kanıtlandığı ifade olunmuştur.
Mahkemece, davacının proje uygulanmasında ciddi bir hatası olmadığının ekspertiz raporunda, proje hatası bulunmadığının da bilirkişi raporunda belirtilmesi karşısında, rizikonun sigorta kapsamında olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
24.02.2006 tarihli sigorta ekspertiz raporunda “….Yapılan tetkikatta, söz konusu projenin uygulanmasında ciddi bir kusur görülmemiştir…..Bilahare yapılan tetkikatta, yüklenici inşaat firması tarafından yapılan gerekli uyarılara rağmen giderilmediği anlaşılan kusurlu statik projenin uygulanması sonucu meydana geldiği anlaşılan riziko sonrası kusurlu statik projede değişiklik yapıldığı öğrenildiği” belirtilmiştir.
Sigorta eksperi tarafından düzenlenen rapor delil tespiti niteliğinde olup, itiraz edilmemiş olması, raporun kabul edildiği anlamına gelmez.
İnşaat Sigortaları Poliçeleri Genel Şartları’nın 3.maddesinde teminat dışında kalan haller sayılmış olup, (d) bendinde “Kusurlu plandan, planın kusurlu uygulanmasından ileri gelen ziya ve hasarlar”ın da teminat dışında olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde hasarın proje hatasından kaynaklandığını savunmuş, 20.03.2007 tarihli ikinci bilirkişi raporunun alınmasından sonra ise hasarın, projenin hatalı uygulanmasından kaynaklanması halinde de teminat dışı olacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davaya konu rizikonun proje hatasından mı yoksa projenin hatalı uygulanmasından mı kaynaklandığı konusunda tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durularak, proje hatasından kaynaklanan hasarın sigorta kapsamında olmadığını savunan davalı tarafın sonradan projenin hatalı uygulanmasından kaynaklanması halinde de sigorta kapsamında olmayacağı şeklinde savunma yapmasının mümkün olup olmayacağının değerlendirilmesi gerekirken, bu konularda bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12243, K. 2010/7008, 17 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama