KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12255 E., 2010/7372 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
473 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.05.2008 tarih ve 2007/27 - 2008/170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davacı ve karşı davalı avukatı ... ile davalı ve karşı davacı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Eti Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına Türk Patent Enstitüsü nezdinde usul ve yasaya aykırı olarak tescil edilen ancak 556 sayılı Markaları Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1 (c) maddesi gereğince nitelik ve cins belirten ve dolayısıyla herkesin kullanımına açık olması gereken "FORM" ibaresini içeren davalı adına tescilli 118808, 135667, 25298 nolu marka tescillerinin haklı ve geçerli dayanağının bulunmadığıni ileri sürerek hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, usul ve esas yönünden açılan davanın yerinde olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuş; karşı dava dilekçesi ile de markaların ayırt edici niteliiği yüksek tanınmış markalar olduğu, davacının kötüniyetle açmış olduğu, bu davada müvekkilinin yıptarılmak istendğini ve bundan dolayı elem ve endişe duyduğunu öne sürerek, 100.000,00 YTL manevi tazminata karar verimesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, "FORM" ibaresinin 556 sayılı KHK'nin 7/1-c maddesi kapsamında bulunmadığı gibi, davanın da zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle asıl ve karşılık davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, asıl dava konusu markaların hükümsüzlüklerinin tescillerinden itibaren 5 yıllık süre içinde dava edilmemiş olmasına, bu sürenin hak düşürücü nitelik taşımasına, esasen anılan markaların kullanımla ayırt edici nitelik kazanmış olmalarına göre, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Ancak, karşı davada manevi tazminat isteminin tamamının reddine karar verilmesine rağmen hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10/3 ncü maddesi uyarınca karşı davalı yararına 1.200.00 YTL vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12255, K. 2010/7372, 24 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama