KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12394 E., 2010/3754 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
595 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 tarih ve 2006/721-2008/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 12.680 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...’ün şirket ortağı iken 25.10.2001 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, devrin ve imza sirkülerinin iptal edildiğinin 16.11.2001 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, müvekkili şirketin bilgisi dışında davalı ...’ın davalı bankada bulunan 132483 nolu hesaptan 310174 nolu hesaba virman yapıp yazılı talimat vererek 28.11.2001 tarihinde 9.010,00 YTL’yi çektiğini, işlem yaparken şirketin antetli kağıdı ile kaşesini kullandığını, davalı ...’ün parayı tahsil etme yetkisi bulunmadığı için davalı bankanın ise gerekli dikkat ve özeni göstermediği,
yetkisiz kişiye ödeme yaptığı için kusurlu olduklarını ileri sürerek, 9.010,00 YTL’nin 28.11.2001 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ziraat Bankası A.Ş. vekili, bankada bulunan ve iptal edildiği bildirilmeyen 21.02.2001 tarih 7362 yevmiye nolu imza sirkülerine göre ...’ün 10 yıl süre ile davacı şirketi temsile yetkili olduğunu, hisse devrinin bankaya bildirilmediğini, davacı şirketin davalı ...’a verilmiş 29.06.1998 tarihli 14051 yevmiye nolu genel vekaletnamesi olduğunu, azlin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin şirketteki hissesini devretmesine karşın vekillikten azledilmediğinden vekaletname ile işlem yaptığını, vekalete dayalı olarak hesaptan paranın yine şirket çalışanı ve vekaleti olan ...’ye ödenmesi talimatı verdiğini, çekilen paranın şirket işlerinde kullanıldığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın şirket işlerini yürütmeye yetkili bulunduğu, davalı ...’ın şirketten ayrıldığına ilişkin davalı bankaya yapılmış yazılı bildirim bulunmadığından davacı şirket hesabından 28.11.2001 tarihinde 9.010,00 YTL ödenmesinde davalı bankaya atfedilebilecek kusur bulunmadığı, yazılı kayıtlara uygun şekilde davalı ...’ın yazılı talimatı ile dava dışı ...’ye ödeme yapıldığı,
bu nedenle bankanın sorumluluğuna gidilemeyeceği, davalı ...’ın şirketteki hissesini devretmesine ve temsilcilik sıfatı kalmamasına rağmen 29.06.1998 tarihli vekaletnameye göre şirket işlerini görmeye mezun olduğu, vekaletnameden azil bulunmadığı, işlem tarihi 28.11.2001 tarihi olup davacı şirket temsilcisi ile davalı ... arasında 2003 yılında açılan boşanma davasının 2004 yılında sonuçlanıp 2005 yılında kesinleştiği, taraflar arasında ceza davaları bulunduğu, 2006 yılında 2001 yılında yapılan ödemenin şirkete aktarılmamış olduğundan bahisle alacak davası açıldığı,
davalı ...’ın paranın şirket işlerinde kullanıldığına ilişkin savunmasının şirket kayıtlarına göre doğrulanmadığı, ancak davacı tarafın davalı ... hakkında paranın şirkete aktarılmadığından bahisle alacak davası açmasına karşın şirket adına vekaletname verilen ve paranın ödendiği ...’ye ilişkin herhangi bir isnat ve talepte bulunmadığı, davalı ...’ın durumunun ağırlaştırılması için işbu davanın açılmış olduğu gerekçesiyle sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin davalı banka yönünden tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, davacı şirket ortaklığından ayrılan davalı ..., bankada bulunan şirket hesabından para çekmesinin geçerli hukuki nedenlerini kanıtlayamadığına göre, şirkete ait hesaptan çektiği tutarı şirkete iade etmekle yükümlüdür. Mahkemece, anılan husus nazara alınmadan davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12394, K. 2010/3754, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama