KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12631 E., 2010/4136 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
494 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.05.2008 tarih ve 2008/244-2008/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinden USB Pharma A.Ş.’nin epilepsi hastalığının tedavisinde etkili olan “Levetirasetam” etken maddesini içeren “Keppra” adlı ilacın pazarlanması için Sağlık Bakanlığı’ndan 17/03/2004 tarihinde ruhsat aldığını, etkin maddenin müvekkili USB S.A. tarafından bulunduğunu, bu moleküle ilişkin olarak Avrupa Patent Ofisinden 14/05/2010 tarihine kadar uzatılmış patent alındığını, gizli ticari verilerin bakanlığa sunulduğunu, davalının anılan ilacın tamamen aynısı olan ürün için Sağlık Bakanlığına ruhsat başvurusu yaptığını ileri sürerek,
davalının eyleminin TRIPS 39 m., Paris Konvansiyonu 10. madde gereğince müvekkillerinin sahibi olduğu Keppra isimli ilaca ilişkin veri haklarına tecavüz, Paris Konvansiyonu 10.m. ve TTK’nın 56,57. maddeleri gereğince haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, men’ini ve ref’ini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için davacı tarafça Sağlık Bakanlığına teslim edilen ruhsat dosyasında bulunan bilgilerin FSEK 6/11. madde gereğince veri tabanı oluşturup oluşturmadığının, davalının eyleminin davacıların fikri mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olup olmadığı hususlarının incelenmesi gerekeceği, davacıların FSEK’ten kaynaklanan hakkının da bulunduğu, FSEK 76. madde gereğince talebin hukuki değerlendirilmesi ve uyuşmazlığın çözümünün ihtisas mahkemesinin görev alanında bulunduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Mahkeme ilamı,davacı vekiline 12.06.2008 günü tebliğ edilmiş ve hüküm aynı vekil tarafından HUMK.nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra, 28.07.2008 tarihinde temyiz edilmiştir. 01.06.1990 gün ve 1989/3 E, 1990/4 K sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, HUMK.nun 432/4 ncü maddesi uyarınca davacı vekilinin,temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3) Ancak, mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verildiğine göre davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak yargılama giderlerinini esasa ilişkin verilecek kararla birlikte hüküm altına alınmasına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK 438/7. madde uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12631, K. 2010/4136, 12 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama