KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12729 E., 2010/4484 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.03.2008 tarih ve 2006/504-2008/116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 22.07.2005 tarihli yazı ile belirtilen şartlarda kurulan brokerlik sözleşmesine göre, davalının sigorta poliçeleri üzerinde yapılacak çalışma sonucu sağlanacak tasarrufun %20’sinin danışmanlık ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilince yapılan hizmet bedelinin düzenlenen faturayla davalıdan talep edildiğini, davalının aralarında sözleşme bulunmadığından bahisle ödemeden kaçındığını ileri sürerek, 5.616,08 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiliyle davacı arasında bağlayıcı sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında bir kereye mahsus sözleşme kurulduğunu, ayrıca ileride muhtemel sigorta poliçelerinin temditlerinde davacıdan fiyat istenebileceğinin bildirildiğini, yapılan hizmetin bedelinin davacıya ödendiğini, bunun dışında davacının alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve mübrez belgelere göre, taraflar arasında ticari işler tellallığı niteliğinde brokerlik sözleşmesinin kurulduğu, davacının prim alacağının doğması için davalının, davacının aracılığı ile düşük primle sözleşme yapma avantajının sağlaması gerektiği, davacının temin ettiği firma ile sigorta sözleşmesi kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, brokerlik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sigorta ve reasürans aracıları arasında sayılan sigorta brokeri 5684 sayılı Kanunun 2/1-d maddesinde “Sigorta veya reasürans sözleşmesi yaptırmak isteyenleri temsil ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davaranarak ve teminat almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında ve tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek edinen kişi “ olarak tanımlanmıştır. Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliğinin 3/b maddesinde ise, broker anılan yasada tanımlanan gerçek veye tüzel kişi olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu olayda mahkemece, taraflar arasında davalı yanın talımatıyla Banka Özel Sigortası (Bankers Blanket Bond) için fiyat değerlendirilmesi için davacı tarafından fiyat çalışması yapılarak, davalıya sunulması nedeniyle brokerlik sözleşmesinin kurulduğu ancak davacının hazırladığı teklifle ve bulduğu sigorta şirketiyle sigorta sözleşmesinin kurulmaması nedeniyle davacı yanın ücrete hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında brokerlik sözleşmesinin kurulduğu mahkemenin kabulünde olup, uyuşmazlık, bulduğu teklifle ve sigorta şirketiyle sigorta akdinin yapılmaması halinde brokerin ücrete hak kazanıp kazanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmeliğinin 17. maddesine göre, broker, brokerlik dışında başka bir ticari faaliyetle uğraşamaz. Belirtilen yasal olgular karşısında, broker, münhasıran brokerlik işleriyle uğraşın tacir sıfatını haiz kişidir. TTK’nun 22. maddesine göre, tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir. Hatta, aralarında ücret karalaştırılmasa bile tacir, ticari işletmesiyle ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep etme hakkına sahiptir.
Bu itibarla, mahemece, yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde uyuşmazlık değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme ile taraflar arasındaki brokerlik sözleşmesine tellalıkla ilgili hükümlerin uygulanarak eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12729, K. 2010/4484, 26 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama