KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12887 E., 2010/7990 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.04.2008 tarih ve 2006/239 - 2008/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.07.2010 gününde davalı avukatı ... gelip, davacı taraf davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yılda bir dafaya mahsus olmak üzere tanınan tereyağı ithal etme hakkından faydalanmak amacıyla Holanda'da bulunan satıcı firma ile anlaştığını, ödemenin akreditif olarak yapılmasının ve akredifin vadesinin 30.11.2005 olmasının kararlaştırıldığını, bu amaçla davalı bankanın Kurtköy Şubesi'ne 07.11.2005 tarihinde akreditif açma teklif mektubununteslim edildiğini, 08.11.2005 tarihinde (48.100) Euro teminat bedelinin davalı banka nezdindeki müvekkil hesabına yatırılıp 23.11.2005 ve 28.11.2005 tarihlerinde iki kez akreditif açılmasına müvekkilince onay överildiğini,
müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği halde davalının süresi geçtikten sonra 09.12.2005 tarihinde akreditifi açması dolayısıyla müvekkilinin dava dışı Tek Süt A.Ş. Ile imzaladığı tereyağı satışı sözleşmesinin ifa edilemediğini ve (11.000) TL kâr mahrumiyeti zararına uğradıklarını ileri sürerek, şimdilik anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının akreditif hesabının açılması için gerekli olan proforma faturanın ibrazı, akreditif bedeli olan (489.103,25) Euro'nun bloke edilmesi ve müvekkilince hazırlanan küşat metninin onaylanması yükümlülüklierini yerine getirmekte esaslı hatalar yaparak iddia ettiği zararlara kendi kusurunun neden olduğunu, davacının zarar iddiasının da soyut olup tamamen varsayımlara dayalı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı bankanın küşat mektubunu proforma faturanın ibrazından sonra 14.11.2005 tarihinde düzenlediği, davacının 23.11.2005 tarihinde akreditif açılmasına onay verdiği, anyı gün akreditifin açılması mümkün iken belirlenen 30.11.2005 vade tarihinden sonra 09.12.2005 tarihinde açıldığı, bu durumda davalı bankanın kusurlu bulunduğunun benimsenmesi gerektiği, davacının da 31.12.2005 tarihine kadar ithalat iznine sahip olduğu,
bu durumda 09.12.2005 tarihinde açılan akreditife göre veya tekrar açtıracağı bir akreditifle yada alternatif ödeme araçları ile ithalatı yapmasının mümkün bulunduğu, buna rağmen ithalatı yapmamakla davacının da kusurlu olduğu,buna göre davacının % 75 davalının da % 25 oranında kusurlu bulunduğunun kabul edildiği, sektördeki kâr marjının dikkate alındığında davacının mahrum kaldığı kârın (3.830) TL olarak hesaplandığı ve kusur oranına göre (957,50) TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın (957,50) TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HUMK.’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri (1.250) TL.’nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 10.04.2008 hüküm tarihi itibariyle kesindir. Somut uyuşmazlıkta da dava dilekçesinde (11.000) TL.’nın tahsili istenilmiş, mahkemece (957,50) TL.’nın tahsiline karar verilmiştir. Davalı aleyhine kabul edilen kısım, yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığından ve davalı vekilince hüküm katılma yoluyla temyiz edilmediğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12887, K. 2010/7990, 6 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama