KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12999 E., 2010/8326 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
442 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.07.2008 tarih ve 2007/100-2008/375 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.07.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... geldiler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete sigortalı bulunan su işleme ve dolum tesislerinin, 13.02.2006 tarihinde meydana gelen yağışlar sonucu oluşan kar ağırlığı nedeniyle çatının çökmesi dolayısıyla hasara uğradığını, davalı şirketçe yaptırılan ekspertiz raporu sonucu belirlenen ve içinde KDV.olmadığı da açıkça belirtilen (540.263,74) TL hasar bedelinin müvekkiline ödendiğini ileri sürerek, şimdilik müvekkiline ödenmeyen (89.510,88) TL.KDV.tutarının temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının KDV.beyannamesi veren bir vergi yükümlüsü olup KDV yönünden nihai tüketici konumunda bulunmadığını, dolayısıyla KDV.yönünden bir zarara uğradığını kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin davacının ödediği tüm zararı ibraname karşılığında ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının imzaladığı 10.07.2006 tarihli ibraname ile davalı ile imzaladığı poliçeden dolayı almış olduğu tazminat miktarını kabul ve tasdik, ibranamenin içeriğine göre de davalıya tamamen ibra ettiği, ibranameye herhangi bir ihtirazi kayıt koymadığı gibi aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava açtığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının imzaladığı 10.07.2006 tarihli ibraname ile uğradığı zararın miktarını kabul ettiği gibi davalı sigorta şirketini de tamamen ibra ettiği, ayrıca aradan uzun bir süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa anılan ibranamede davacının dava konusu hasar bedelinin ibranamede belirtilen miktar kadar olduğunu kabul ettiğine dair bir ibare olmadığı gibi özellikle davalıyı “ödenen (540.263,18) TL.’na kadar” ibra ettiğine ilişkin ibareden, davacının bakiye alacağı yönünden davalıyı ibra etmediği anlaşılmalıdır. Taraflar arasında bu konuda süren yazışmalar dikkate alındığında, 12.02.2007 tarihinde açılan davanın da makul bir süre içinde açıldığı kabul edilmelidir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının imzaladığı ibranamenin uğradığı zarar miktarının ibranamede yazılı meblağ kadar olduğunu kabul veya davalıyı bakiye alacak miktarı yönünden ibra anlamına gelmediği, davanın da makul bir süre içinde açıldığı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12999, K. 2010/8326, 13 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama