KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13023 E., 2010/8449 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
694 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.06.2008 tarih ve 2005/113-2008/406 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.07.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'in müvekkili şirket nezdinde müşteri hesapları mevcut olup, aynı zamanda davalının kendi kontrolündeki Alternatif Aksesuar San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Turizm ve Tic. Ltd.
Şti. ile birlikte müvekkili şirketin % 8 oranında payına sahip ortağı olduğunu, müvekkili şirketin eski çalışanı ...'nin müşteri hesaplarında usulsüzlük yapmak suretiyle müvekkiline zarar verdikten sonra 12.01.2003 tarihinde yurtdışına kaçtığını, ... tarafından zarar verilen 7 müşteriye müvekkilince ödeme yapılarak zararlarının giderildiğini, ancak diğer müşterilerden farklı davaranan davalının ... ile kurmuş olduğu ilişkileri gizleyerek zarara uğradığını iddia ettiği hesaplarla ilgili ekstreleri ihtarnameye rağmen müvekkiline vermediğini,
davalının zararını müvekkiline bildirmesi beklenirken davalının uğradığı zararları belirten asılsız haberlerin başında çıktığını, SPK tarafından yapılan denetim sonrasında müvekkili şirketin faaliyetlerinin geçici olarak durdurulduğunu, müvekkili tarafından yapılan incelemede davalının dava dışı ... ile kurduğu ilişkiyi gizlemeye çalıştığı ve kendi kusuru ve varsa kendi kusurundan doğan zararlarını kötü niyetli ve haksız bir biçimde müvekkiline yüklemeye çalıştığının anlaşıldığını,
davalı tarafından müvekkili aleyhinde açılan haksız davalar nedeniyle SPK tarafından müvekkili şirkete 2 trilyon lira tutarında karşılık ayırmak zorunluluğu getirildiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle SPK tarafından faaliyeti geçici olarak durdurulan müvekkilinin ayrıca pazar kaybı, fon yönetim ücretlerindeki gelir kaybı gibi nedenlerle zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 500.000.000.000 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirket yönetim kurulu murahhas üyesi ve genel müdürü ...'i uzun yıllardan beri tanıdığını, ...'in ısrarlı talep ve yönlendirmesi ile müvekkilinin ve ortağı olduğu şirketlerin yatırım işlemlerinin ...'in yöneticiliğini yaptığı kurumlar aracılığı ile gerçekleştirdiğini, müvekkilinin aracı kurumda gerçekleştirilen usulsüzlüklerden haberdar olmadığını, davacının zarara uğradığını iddia ettiği eylemerle müvekkilinin bir ilgisi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının Anayasal bir hak olan şikayet hakkını kullanmasının hukuka aykırı bir fiil kabul edilemeyeceğinden davacının faaliyetlerinin SPK ve İMKB tarafından 15 gün süreyle kapatılması idari yaptırımında davalının hiçbir rolü ve katkısının olmadığı, tamamen idari bir yaptırım olan bu işlemde davalının neden olduğunun söylenemeyeceği, davacı şirket aleyhinde çıkan basın yayın haberlerinin davalı tarafından basına sızdırıldığı ve verildiğinin ispatlanamadığı,
idari yaptırımlara tabi tutulan davacı şirketin bu doğrultuda faaliyetlerine geçici olarak ara verilmesine davalının bir katkısının olmadığı, kaldı ki davacı şirketi tarafından SPK'nun verdiği 25.02.2003 tarihli faaliyetin durdurulması kararının haksızlığı konusunda SPK aleyhinde hiçbir davanın da açılmadığı, haksız fiil sorumluluğunun hiçbir şartının gerçekleşmediği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalı tarafın haksız eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz incelemesi sırasında sunduğu Kadıköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/364-372 sayılı kararından, davacı ... AŞ’nin 08.06.2010 tarihinde iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İflasın açılması, iflas masasına giren mal ve haklarla ilgili bilûmum hukuk davalarını acele olanlar istisna olmak üzere ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar durdurur. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile, tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan müflisin davacı veya davalı olarak taraf bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespit bakımından iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu davayı takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. İşte bu nedenle İ.İ.K'nun 194.maddesine göre hukuk davalarının iflasın açılması ile belli bir süre için durması kabul edilmiştir.
Bu durumda mahkemece bir ara kararı ile davanın ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra bir tarihe kadar durmasına karar verilmesi, o tarihten sonra davaya devam edilmesi gerekeceğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13023, K. 2010/8449, 15 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama