KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13353 E., 2010/9088 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/07/2008 tarih ve 2005/153-2008/441 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.09.2010 gününde davalı avukatı ... gelip, tebliğe rağmen davacı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı T.C.
Ziraat Bankası'na ait ve banka müşterilerine verilmiş olan kredi kartlarının kaybolması veya çalınması neticesinde meydana gelebilecek maddi zararları kredi kartı sigorta poliçesi ile sigortaladığını, dava dışı bankanın kredi kartlarının yönetim yazılımının yenilenmesi ve yeni sistemin adaptasyonunun sağlanması amacıyla davalı şirketle bir sözleşme akdettiğini, davalı şirket çalışanlarının kredi kartlarının basımını yapan dava dışı Printoplast şirketinden temin ettikleri kartlar üzerine dava dışı banka müşterilerine ait banka kredi kartı bilgilerini yetkisizce ve gizlice kopyalayıp,
bu kredi kartları ile Şubat 1996 tarihinde Ankara ve İstanbul'daki değişik ATM'lerden toplam (40.357,00) YTL para çektiklerini, müvekkilince sigortalı bankanın zararının (34,960,93) YTL'lik bölümünün ödendiğini ileri sürerek, (34,960,93) YTL hasar tazminatının sigortalısına yapılan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı TC Ziraat Bankasına bankanın bilgi sisteminde yazılımın yenilenmesi ve sistemin adaptasyonu hizmetini verdiğini, bu aşamada vukuu bulan bir eylem ile kimliği saptanamayan kişilerce bankanın ATM'lerinden sahte kartlarla para çekildiğini, bahse konu eylemin gerçekleştiği tarihte müvekkili şirketin çalıştırdığı kişilerle bankaya kart üreten firmanın görevlendirdiği kişiler hakkında açılan ceza davası sonucunda sanıklar hakkında beraat kararı verilip bu kararın kesinleştiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava dışı bankanın uğradığı zararların davacının yaptığı sigorta poliçesi kapsamında bulunduğu, davalı şirketin dava dışı banka ile arasındaki sözleşme ilişkisinde ifa yardımcılarından faydalandığı, bu yardımcıların sözleşmenin ifası dolayısıyla ve kusurlu davranması ile bankanın zarar gördüğü, ifa yardımcıların kusurlu davranışlarından borçlu davalının BK'nun 100.maddesi gereğince sorumlu olduğu, talebin sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle 10 yılık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile (34,960,93) YTL'nın 18.06.1996 ödeme tarihinden itibaren 01.01.2000 tarihine kadar reeskont, bu tarihten itibaren ise avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir
2-Ancak davacı tarafından 34.960,93 YTL’nin 18.06.1996 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsili istemiyle dava açıldıktan sonra mahkemenin 24.07.2006 tarihli ara kararına uygun olarak dava tarihine kadar birikmiş faizin hesaplanarak harçlandırıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda davacının birikmiş faiz istemi müddeabih haline gelmiş olmakla mahkemece dava tarihine kadar olan davacı faiz alacağının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken bu hususun gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan davalı vekilince davacı sigortacının TC Ziraat Bankasına ödediği parayı reasürans yoluyla temin ettiği,bankaya kendi mal varlığından hiçbir ödeme yapmadığı için olayda hiçbir zararının doğmadığı savunulduğuna göre davalı tarafın bu savunmasının reasürans sisteminin işleyiş şekli de gözetilmek suretiyle değerlendirilmesi ve bu hususta gerektiğinde bilirkişi raporu alınmak suretiyle bir sonuca ulaşılması gerekirken bu yönde hiçbir değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme sonucu hüküm tesisi de hatalı olmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13353, K. 2010/9088, 23 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama