KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13388 E., 2010/4700 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Bodrum Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bodrum Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.05.2008 tarih ve 2006/211-2008/327 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline Yangın Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan işyerine davalılardan ... ve Öz Kayalar İnşaat Ltd. Şti.'nin işlettiği restaurantta çıkan yangının sirayet etmesi sonucunda hasar oluştuğunu, yangının çıktığı binanın tapu maliklerinin ise diğer davalılar olduğunu, oluşan hasar bedelinin ödendiğini, davalıların BK'nun 58. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, 15.465,00 TL'nın rücuen tahsiline karar verilmesini istemiş, 07.12.2006 tarihli oturumda davalılardan ... ve ... aleyhine açtıkları davadan vazgeçtiklerini belirtmiştir.
Davalılardan ... ve Öz Kayalar İnşaat Ltd. Şti. vekili, davanın reddini istemiş, diğerleri davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yangının binanın yapılış bozukluğu veya bakım noksanlığından veya zaman içinde eskimelere dayalı olarak oluşan ve telafi edilmeyen bakım eksikliğinden doğduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalılardan ... ve Öz Kayalar İnşaat Ltd. Şti.'nin maliki olduğu işyerinde meydana gelen yangının sirayet etmesi sonucunda müvekkiline sigortalı işyerinin hasarlandığı iddiasıyla iş bu davayı açmıştır. BK'nun 58. maddesi “bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mes'ul olur” hükmünü amirdir. Bu maddedeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan “ağırlaştırılmış” bir kusursuz sorumluluk halidir.
BK'nun 58. maddesi anlamında bina malikinin kusursuz sorumluluğunu gidilebilmesi için zararın binanın yapılmasındaki bozukluk veya bakımındaki eksiklikten veya her ikisinden kaynaklanması, binanın sorumlu tutulmak istenenin mülkiyetinde olması, zararın doğması ve zarar ile binanın yapılış ve bakım eksikliği arasında uygun illiyet bağının olması gereklidir. İlliyet bağının kesen durumlar ise; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusurudur.
Somut olayda, davacıya sigortalı işyerindeki zararın davalılardan Öz Kayalar İnşaat Ltd. Şti.'nin maliki, ...'nın işleticisi olduğu restauratta çıkan yangının sirayet etmesi sonucu oluştuğu çekişmesizdir.
Yangının çıkış nedenine ilişkin olarak, yangın raporlarında belirlenemediği, delil tespiti raporuna göre elektrik tesisatından, gaz kaçağından yıldırım düşmesinden kaynaklanmadığı ve yangın başlama yeri herkesin ulaşımına açık olmakla insan kaynaklı kundaklama alduğu kanaati belirtilmiştir. Kundaklama olduğuna dair ise duraksamaya yer vermeyecek derecede bir delil sunulmuş değildir.
Zira, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/6892 Hz. nolu dosyasına sunulan İzmir Polis Labaratuarı'nın Ekspertiz Raporunda yangın yerinden alınan numunelerden yangın başlatıcı ve hızlandırıcı madde atıklyarına rastlanmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalılardan kusursuz sorumluluğu bulunan Öz Kayalar İnşaat Ltd. Şti.'nin maliki olduğu, BK'nun 41. maddesi uyarınca sorumluluğu bulunan ...'nın işlettiği restaurantta meydana gelen yangın olayında, uygun illiyet bağını kesen, malik ve işleticinin sorumluluğunu kaldıran nedenin bulunup bulunmadığının duraksamaya yer vermeyecek derecede tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13388, K. 2010/4700, 29 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama