KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13724 E., 2010/5513 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2007/39-2008/316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından 8.538,00 YTL ve 9.031,00 YTL’nın internet yoluyla başka hesaba aktarıldığını,davalı bankanın internetle yapılan işlemlerde müşterilerin haklarını koruyucu tedbir almaması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, 17.570,00 YTL’nın 30.11.2006 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmede güvenlik hususunda davacının uyarıldığını, söz konusu havale işleminden dolayı sorumlu olmadıklarını, davacının kusurlu hareketi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre,davacıya ait banka hesabından 30.11.2006 tarihinde yapılmış olan havaleden dolayı davalı bankanın tek kullanımlık şifre uygulamasının olmaması,havale yapılan hesabın bir gün önce açıldığı halde müşterisine gerekli uyarıları yapmaması nedeniyle % 50, davacının ise parola ve şifre gibi bilgileri korumakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle % 50 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.785,00 YTL’nın 30.11.2006 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davalı banka kanıt yükü kendisinde bulunduğu halde zararın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirilmesi sonucu meydana geldiğini kanıtlayamamıştır. Bu durumda mahkemece tüm kusurun davalı bankada olduğu kabul edilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13724, K. 2010/5513, 17 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama