KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13827 E., 2010/5106 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
614 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.11.2007 tarih ve 2006/147-2007/579 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline taşıma poliçesi ile sigortalı emtianın davalı tarafından İtalya/İstanbul taşıması sırasında hasarlandığını, hasar bedelinin sigortalısına ödenip tahsiline yönelik başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazının iptaline ve inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşımanın uluslararası taşıma niteliğinde olduğunu, bu nedenle taşımaya CMR.hükümlerinin uygulanacağını, hasarın süresi içinde bildirilmediğini, iddia edilen hasarın taşıma sırasında oluşmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, CMR.ye göre taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırıldığını savunarak, davanın reddini istemiş ve kötüniyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda,davanın kısmen kabulü ile takibin 2.478.369.385 TL üzerinden devamına, asıl alacak 2.133.766.152 TL na takip tarihinden itibaren %38 ve değişen (bu oran aşılmamak kaydıyla) avans faizi uygulanmasına, icra inkar tazminatı olan 991,35 YTL nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında diğer temyiz tirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, karayoluyla uluslararası nakli davalı tarafından üstlenilen emtianın, taşıma esnasında hasarlanması nedeniyle sigortalısına hasar bedelini ödeyen sigortacının, sigortalısının haklarına halef olarak açtığı tazminat istemine ilişkin olup,CMR Konvansiyonu’nun 23. maddesi hükmü, malların kısmen veya tamamen “kaybından” dolayı talep edilebilecek tazminat miktarının hesaplama şeklini düzenlemiştir.Kısmi “hasar” halinde bu madde uygulanamaz ise de bu kez hem zarar miktarı hem de sorumluluk sınırı açısından CMR Konvansiyonu’nun 25 nci maddesi hükmü uygulanmalıdır.
Bu hüküm uyarınca zarar ve ziyan vukuunda taşıyıcı, malların 23. madde 1,2 ve 4 ncü paragrafları gereğince tespit edilen değerine göre hesaplanmış kıymetten düşme karşılığı olan bedeli öder. Ancak tazminat, mallar kısmi hasara uğramış ise eksilen kısım için ödenmesi gereken miktarı geçemez.
Somut olayda da taşınan emteanın kısmi hasara uğraması söz konusu olduğundan, mahkemece hükmedilecek tazminat miktarı hesaplanırken, CMR Konvansiyonu’nun 25 nci maddesi uyarınca denetime elverişli değerlendirme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı bu yöne ilişkin itirazları da karşılanmadan, anılan madde hükümleri tartışılmadan denetleme olanağı dahi bulunmayan yazılı miktarının tazminat miktarı olarak belirlenmesi doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, davaya konu olay tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve tazmini gerekecek bedel yanlar arasında açıkça kararlaştırılmayıp, tazminatın belirlenmesi için CMR hükümlerine göre hesaplama yapılması gerektiğinden, likit olmayan tazminat niteliğindeki alacağa dayalı takibe itirazın iptali davasında, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi keza doğru olmamıştır.
4-Diğer yandan, itirazın iptaline ilişkin bu davaya dayanak takip talebinde davacı tarafça yasal faiz isteminde bulunulmasına rağmen, mahkemece; HUMK.nun 74.maddesi hükmündeki taleple bağlılık ilkesinin göz ardı edilmek suretiyle yazılı şekilde avans faizine hükmedilmesi de yanlış olmuştur.
5-Ayrıca, davaya konu hasarlanan kimyevi emtianın hasarlı hali ile kullanılma olanağının bulunup bulunmadığının bir kimya mühendisi bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, bu konuda uzmanlığı bulunmadığı anlaşılan bilirkişi kurulu raporunun dayanak yapılarak hüküm tesisi de eksik incelemeye dayalı olup, kararın bu nedenle dahi davalı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
6- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13827, K. 2010/5106, 10 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama