KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13903 E., 2010/5634 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
583 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.09.2008 tarih ve 2008/42-2008/197 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1968 yılından itibaren “VİP” unvanını kullandığını, bu ibarenin müvekkili adına 1994 yılından beri marka olarak tescilli olduğunu, müvekkili adına tescilli bulunan sözkonusu markanın tanınmış olup, müvekkili ile özdeşleşmiş bulunduğunu, davalı şirketin esas unsurunu “VİP” ibaresinin oluşturduğu “Cotton Vip” ibareli marka tescil başvurusunun müvekkili yönünden haksız rekabet ve iltibas yaratacağını,
müvekkili tarafından sözkonusu marka tescil başvurusuna karşı müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış “VİP” markasına benzer hatta birebir aynısı olduğu belirtilerek davalı TPE’ye itirazda bulunulduğunu ancak yapılan itirazın reddedildiğini, davalı Kurum tarafından verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptali ile “Cotton Vip” marka tescil başvurusunun reddedilmesini, tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne ve terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE Başkanlığı vekili, müvekkili Kurum tarafından alınan kararların ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davacının markası ile müvekkili şirkete ait marka arasında bir benzerliğin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı işaretinin davacı markasından hem içerdiği hizmet ve emtialar hem de bütünsel olarak sözcük ve şekil itibariyle farklı bulunduğu, davacının markasının tanınmış olmasının bu durumu değiştirmeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından verilen kararın iptali ile davalı şirkete ait marka tescil başvurusuna konu işaretin tescili halinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacıya ait marka ile davalı şirkete ait başvuruya konu markada yer alan “VIP” ibaresi her iki markanın da esas unsuru olup, sözcük markaları arasında benzerlik araştırması yapılırken markaları oluşturan esas unsurların göz önüne alınması gerekir.
Davacıya ait markada sözcük ile birlikte şekil unsuru da yer almakta ise de markanın esas unsurunu oluşturan, markayı gören tüketicinin ilk olarak algıladığı ve aklında kalan kısım markayı oluşturan kompozisyonda belirgin şekilde yazılmış bulunan “VIP” ibaresidir.
Davalıya ait başvuru konusu marka “Cotton VIP” sözcüklerinden oluşmakta ise de markaya bir bütün olarak bakıldığında başvuru konusu işaretin yazılış şeklindeki özellikten dolayı “COTVIP”, “TONVIP” ,”COTTONVIP” olarak okunmaya, algılanmaya uygun bulunduğu, markanın belirtilen bu algılama şekillerinin hepsinde “VIP” sözcüğünün bulunduğu, markayı oluşturan kompozisyonun içerisinde fark edilebildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda taraflara ait markalarda “VIP” sözcüğünün esas unsur olup, ilk bakışta markaların bütünü içinden seçilebildiği, bu nedenle markaları oluşturan işaretlerin benzer bulunduğunun kabulü ile davacı tarafa ait markanın tanınmış olduğu da gözetilerek taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı,
başvuruya konu markanın tescilinin davalı şirkete haksız bir yarar sağlayıp sağlamayacağı, davacının tescilli ve tanınmış markasının itibarına zarar verilip verilmeyeceği, davacıya ait markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuç doğurup doğurmayacağı hususlarının da tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13903, K. 2010/5634, 20 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama