KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13907 E., 2010/5400 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/05/2008 tarih ve 2005/837-2008/231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... şirketinin ilk müşterilerinden olduğunu, 2003 yılı Mart ayından sonra yeniden örgütlenmeye karar verdiğini, bu süreçte müşterileri ile olan sözleşmeleri haberleri olmadan uzatıp kısalttığını, müvekkiline de haber verilmediğini, 2003 Ağustos ayında sahibi olduğu ...
Holding hisselerinden dolayı sermaye artışından yararlanmak istediğini, davalı ... şirketinin defalarca aranmasına rağmen ulaşılamadığını, bu davalının bankası olan davalı bankayı aradığını, ancak bundan yararlanmak için Alo Garantiyi aramasını gerektiğinin söylendiğini, arandığında bir miktar hisse satmasının belirtildiğini, talimata aykırı şekilde fazla hisse satıldığını, senet miktarı ve para bakımından zarar ettiğini, tüm hisseleri daha sonra sattığını, ayrıca yaklaşık 4 ay sonra Net Holding hissesi alış talimatı verildiğini, sözleşmenin bittiğinin söylenerek işlemin yapılmadığını, işlem gerçekleştirilmiş olsaydı %100 kar elde edeceğini,
durumu davalı SPK’ya şikayet ettiğini, bu davalının cevap vermediği gibi denetim görevini yerine getirmediğini, mevcut fonun davalı bankanın İstanbul-Taksim Şubesine yatırıldığını çok sonra öğrendiğini, masraflar yaptığını, manen de zarara uğradığını ileri sürerek, 2.000.00 YTL manevi, 2.000.00 YTL alacak ve 1.800.00 YTL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı SPK vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, işlemlerin kalite ve standardını artırmak için tüm müşterilere 21.03.2003 tarihinden itibaren hizmetlerin müvekkili banka üzerinden verileceğinin bildirildiğini, diğer müvekkilce alınan bu karar uyarınca hiçbir masraf yansıtılmadan acente durumunda müvekkili banka şubelerinde vadesiz mevduatlar açılması ve diğer bankacılık hizmetleri bakımından yeni sözleşmeler imzalanması zorunluluğunun doğduğunu, durumun 17.03.2003 tarihli yazıyla tüm müşterilere bildirildiğini, davacının bunu dava dilekçesinde kabul ettiğini, mağdur olunmaması için 16.03.2003 tarihine kadar eski sözleşmeler üzerinden işlem yapıldığını,
yeni sözleşmelerin çoğunun yapılmaması nedeniyle sürenin 01.09.2003 tarihine kadar uzatıldığını, sonra 07.10.2003 tarihine kadar ek süre daha verildiğini, daha sonra hesapların kapatıldığını, davacının talimatı ile 28.08.2003 tarihinde ... Holding hisse satışının yapıldığını, tüm iddiaların yersiz olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, SPK’ya karşı açılan davanın idari yargıda açılması gerektiği, diğer davalılar bakımından ise, davacının iddia ettiği zarar ve alacakla ilgili olarak sorumluluklarını gerektirir bir tespit ve zarar belirlemesi yapılmadığı, davacıya zamanında gerekli bildirimi yaptıkları gerekçesiyle SPK hakkındaki davanın husumet, diğer davalılar bakımından ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davalı SPK hakkındaki davanın diğer davalılar üzerindeki denetim görevini yerine getirmediği iddiasıyla açıldığı, davanın bu şekilde nitelendirildiği, anılan davalı hakkındaki davanın idari yargı yerinde bakılacağı, mahkemenin görevli olmadığı kabul edilmesine rağmen gerekçe ile hüküm çelişkisi oluşturacak şekilde davalı SPK hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13907, K. 2010/5400, 17 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama