KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13923 E., 2010/286 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
686 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.09.2008 tarih ve 2004/625-2008/472 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı bankada yatırım fonu ve hisse senedi alım satımı yapmak üzere yatırım hesabı açtırdığını, bu hesaptan talimatları olmaksızın hisse senedi alım satımı ve para çekme işlemleri gerçekleştirildiğini, işlemlerin yapılması için müvekkillerinden vekaletnameler alındığını, müvekkillerinden ...'nun usulsüzlüğü öğrenmesi üzerine 30.12.2002 tarihinde belgeye dayanmayan işlemlerin kabul edilmediğine dair dilekçe verdiğini, banka müfettişlerinin incelemesi neticesinde işlemlerde müvekkillinin bilgisinin olduğunun kanıtlanamadığını,
SPK tebliğlerine göre gönderilmesi gereken hesap ekstresinin 2003 yılından itibaren gönderilmeye başlandığını, bu ekstreler üzerine diğer müvekkillerinin de ihtarnameler göndererek talimatları ile olan işlemleri göstermek suretiyle diğer işlemleri kabul etmediklerini bildirdiklerini, bunun yanında İMKB nezdinde de girişimde bulunduklarını, müvekkillerinin talimatlarını müdür olan diğer davalıya iletmelerine rağmen hesaptaki hisse senetlerinin zarar etmesi durumunda müvekkilleri hesabında bırakılıp kar etmesi durumunda da başka kişilerin hesaplarına aktarılarak müvekkillerinin sürekli zarar etmesine neden olunduğunu,
talimatsız para çekme işlemleri yapıldığını, bilgileri dışında kredi alınıp bu nedenle de zarara uğratıldıklarını, zararlandırıcı işlemlerden sonr kredi sözleşmesi imzalatıldığını, sözlü talimatların yazıya dönüştürülmediğini, sınırsız talimatsız işlem yapıldığını, bilgilendirme olmadığını, mevzuata uygun olmayan işlemlerle müvekkillerinin yanıltılarak zarara uğratıldıklarını, cezai soruşturmanın devam ettiğini, ileri sürerek,
müvekkillerinin hesaplarındaki tüm zarara karşılk şimdilik 250.000 TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında tefrik kararı üzerine bu davada davacı olan ... yönünden 5.000 TL.nın tahsili istenmiştir.
Davalı ... A.O vekili, davaların tefriki gerektiğini, fiillerin tarihi itibariyle bir yıllık zamanaşımının dolduğunu, işlemlerde usulsüzlük olmadığını, davacının icazetinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Selahattin Esti vekili, müvekkilinin davacılar ile 20 yıldır tanıştığını, davacıların 2002 yılı ocak ayına kadar verdikleri yüzyüze veya telefonla verdikleri talimatların iyiniyet ile yerine getirildiğini, haksız bir davranışı olmadığını, bu dava husumeti
bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, 2002 ocak ayından sonra davacılar ile müvekkilinin arasının bozulması üzerine bu tarihten sonra işlemlerin müvekkili tarafından yapılmadığını, davacıların her an ekstre isteyebileceğini, davacıların işlemlerinden haberdar olması nedeniyle çok uzun süre sessiz kaldıklarını, telefon dökümleri ile görüşmelerin tespit edilebileceğini, hesabın cari hesap şeklinde işlediğini, kredi sözleşmesinin sonradan imzalanmasının kredi ilişkisini ortadan kaldırmadığını, davacıların tüm işlemlerden haberdar olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, zamanaşımının gerçekleşmediği, davacının 12.11.2001 tarihinde yatırım fonu alarak hesap açtığı, 19.12.2001 tarihinde Petrol Ofisi hisse senedi alımını kabul etmediği ancak, 09.01.2002 tarihinde bunların bir kısmının satılarak 04.02.2002 tarihinde nakit çektiği ve bu işlemi kendisinin imzaladığı, kalan hisse senetlerinin de 05.02.2002 tarihinde satıldığı, bu tarihten sonra davacının işlem yapmaya devam ettiği, alış işlemlerinin tamamının temerrüt hesabından karşılandığı,
12.09.2003 tarihinde hesabındaki hisse senetlerini başka bir yatırım şirketine virman yaptığı, talimatsız işlemleri bilmediğinin kabul edilemeyeceği, davacının temerrüt hesabının davalı banka ile kredi sözleşmesi olmamasına rağmen fiilen kredi hesabı gibi kullanıldığı, kullandırılan krediler nedeniyle faiz tahakkuk ettirildiği, faizlerin tamamının davacının kabul ettiği hisse senedi alış işlemleri sonucunda oluşan borç bakiyesinden kaynaklandığı, her hangi bir itirazda bulunmayan davacının sonradan kredi kullanımından haberdar olmadığını iddia etmesinin dayanaktan yoksun olduğu,
işlemlerin ve kredi sözleşmesinin davacı bilgisi dahilinde yapıldığı, onay ve icazet verdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından verilen takipsizlik kararı ile bu karara itirazın reddine dair Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesi kararlarının hukuk davasında delil niteliği bulunmamasına ve davacının yatırım hesabında, davacının talimatı dışında kredi kullanmak suretiyle hisse senedi alındığı ve hisse senetlerinin davalı banka tarafından re'sen satıldığı iddia edilmiş ise de, bu işlemlerden sonra davacının gerek İMKB uzmanlarına verdiği beyanlardan,
gerekse bu işlemlerden sonra hesabında işlemler yapmaya devam etmek suretiyle dava konusu tüm işlemlerden haberdar olup, bu işlemlere icazet verdiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13923, K. 2010/286, 14 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama