KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/14109 E., 2010/5469 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.07.2008 tarih ve 2008/13-2008/807 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabından iradesi dışında internet bankacılığı aracılığıyla dava dışı üçüncü kişilerce havale yapılarak hesabın boşaltıldığını, gerekli önlemleri almayan davalı bankanın bu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 3.600,00 TL’nin davalıdan faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zararın oluşumunda davacının kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait sistem bilgilerinin üçüncü kişilerce davalı bankadan değil davacının bilgisayarından çalındığını ve davacının kendisine sunulan güvenlik seçeneklerini kullanmadığı için bankanın oluşan zarardan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabındaki paranın dava dışı üçüncü kişilerce internet bankacılığı yoluyla çekilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK.306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının parola ve şifresini muhafaza etmediği için kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, bunun somut dayanakları ortaya konulmamıştır. İspat yükü kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olduğuna göre, mahkemece, davalı bankanın oluşan zarardan sorumlu olduğuna karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/14109, K. 2010/5469, 17 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama