KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/4393 E., 2010/534 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.05.2007 tarih ve 2004/424-2007/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.01.2010 gününde davacılar avukatı ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin uluslararası 30, 32, 33, 35, 39. ve 42. sınıf içinde mütalaa edilen alkollü ve alkolsüz içecekler ile özellikle Rus votkası imali, ihraç, ithali ve her çeşit ticareti ve hizmetleri ile iştigal edip, “MOSKOVSKAYA” esas unsurlu tanınmış markalarının dünyanın birçok ülkesinde tescilli olduğunu, “MOSKOVSKAYA+şekil” ve “MOSKOVSKAYA Cristall+şekil” ibareli markalarının 28.04.1992 tarihinden bu yana TPE nezdinde de tescilli bulunduğu,
davalının “...” markasını 20.09.2001 tarihinde 03, 29, 30, 32, 33, 34, 35. ve 40. sınıflara giren emtia ve hizmetler için adına tescil ettirdiğini, markaların gerek yazılış, gerekse telaffuz açısından ayırt edilemeyecek kadar aynı olduklarını, oysa 556 sayılı KHK’nın 7/1 (b), (ı) ve (f) maddeleri ile 8/1(b) ve 8/4. maddesinin tescile engel olduğunu, davalının müvekkili şirketin markasının tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını, davalı eşleminin TTK’nun 56, 57 ve 58. maddelerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek,
davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalının müvekkili şirketler adına tescilli tanınmış markalarına vaki tecavüzlerinin tespiti ile durdurulması ve haksız tecavüzlerinin önlenmesine, marka haklarına vaki tecavüz fiillerinin durdurulması ve önlenmesini temin amacıyla davalıya ait “...” ibareli markaları taşıyan ürünlere, etiketleme ve her türlü tanıtım ve reklam materyallerine, üretime ilişkin makine ve malzemelere el konulmasına, mahkeme kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, “...” markasının ulusal patent ofisinde tescilini takiben yurt dışında bir çok ülkede tescil ettirildiğini, markanın müvekkilince sadece zeytinyağı için kullanıldığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, taraf markalarındaki tek ortak noktanın “mosko” ibaresi olup, bu ibarenin bir ülkenin başkentinin ilk iki hecesi olup, davacının tekelinde olamayacağını, davacının markasının tanınmış olmadığı ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla tescilli olduğu 33. sınıf dışında her hangi bir hak talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, dosyaya sunulan belgelere nazaran davacı markalarının tanınmışlığa sahip bir marka olarak kabul edilebileceği ancak böyle bir tespitin sonucunun davacının Moskovskaya markalarının farklı mal ve hizmet alanlarında tescilini engellemek olabileceği, davacı ... kelimesinin coğrafi kaynak belirttiğini ve Cunda (...) adasının eski adı olması nedeniyle tarihi kültürel değerler bakımından da tescilin hükümsüzlüğünü talep etmişse de,
günümüzde Moskinos veya Moskinisi şeklinde bir kullanım bulunmaması karşısında coğrafi işaret ortamında herhangi bir yanıltıcılığın bulunmadığı, zeytin yağı ürünü ve menşei bakımından doğrudan bir çağrışım yapmadığı, markaların telaffuz, görsel ve kavramsal olarak da benzer olmadıkları, Moskovskaya ibaresinin “Moskovalı, Moskova’dan” anlamına geldiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/4393, K. 2010/534, 19 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama