KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/4915 E., 2010/1130 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
484 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/12/2007 tarih ve 2006/192-2007/266 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.02.2010 gününde davacılar vekili Av.... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, “CİN ALİ” isim ve logosunun yaratıcısı ... olup 1988 yılında ölümü ile eser üzerindeki hakların müvekkillerine geçtiğini, davalının tekstil firması sahibi olup, herhangi bir sözleşme olmaksızın isim ve logoyu kullanmak suretiyle üretim yaptığını, bunun yanında kendi adına marka olarak da tescil ettirdiğini, davalının herkes tarafından müvekkiline aidiyeti bilinen isim ve logoyu haksız kazanç elde etmek için kullandığını ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, tecavüzün ref'i ile men'ine, gazetede ilanına, şimdilik, 1.000 TL. maddi ve 15.000 TL. manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin çocukluğundan itibaren lakabının ‘cin ali ’ olup işletmesine de bu ismi uygun görerek faaliyete başladığını, müvekkilinin davacıların eseri üzerindeki bu şekli sadece bir dergi reklamında kullandığını, isim aynı olsa bile şekil ve yazı stilinin farklı olduğunu, faaliyet alanlarının farklı olduğunu, bu ismi taşıyan tekstil ürünlerinin piyasaya sürülmemiş olduğunu, bu nedenle davacıların zararının da sözkonusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, kısmen benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisinin CİN ALİ eser adı ile 1968 yılından bu yana yayınlanan çocuk kitaplarının sahibi olduğu, anılan eserlerde CİN ALİ tiplemesinin grafik sembolünün sahibinin dava dışı Mustafa Delioğlu olduğu, kalan kısımlarının sahibinin ise muris olduğu, bir bütün olarak ortak eser niteliğinde olduğu,
murisin 1988 yılında vefat edip 70 yıllık koruma süresinin halen devam ettiği, davalının muristen intikal ile davacılara ait eserin adı ve edebi tipleme biçimindeki eseri, eser sahibini göstermeksizin 25. sınıf emtia yönünden marka olarak tescil ettiği, davalının bu eylemi ile manevi hak ihlalinde bulunduğu, davacılardan izin almamış olduğu, 556 s.K.H.K.nin 8/5 uyarınca davacıların hükümsüzlük taleplerinin yerinde olduğu,
tescilli bir markanın kullanılmasının hukuka aykırılığı iddia olunamayacağından davacıların esere yönelik tecavüzün men'i ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, sair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 5846 S.K. çerçevesinde mali ve manevi hakların ihlalinin de oluşmamasına göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/4915, K. 2010/1130, 2 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama