KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/5063 E., 2010/1532 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.12.2007 tarih ve 2007/261 - 2007/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının ürettiği kakao kremalı bisküvilerde ve ürün ambalajlarında müvekkilinin Dünyaca tanınmış "Choco Prince" ve "Prince Fourse" markalarındaki "Prince" ibaresi ile iltibas yaratacak biçimde "Prens" tescilsiz markasını kullanarak markaya tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, davacının "Prince" markalarının Dünyaca tanınmış markalar olduğunun tespitine, davalı eyleminin haksız rekabet olduğunun tespit ve men'ine, şimdilik 1.000.000.000.-Tl maddi, 250.000.000.000.-TL manevi tazminatın reeskont faiziyle birlikte tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizin 28.06.2007 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda dosya kapsamına göre, TPE'nün taraf gösterilmemesi nedeniyle davacı markasının tanınmış marka olduğunun tespitine ilişkin talebin incelenmesi mümkün olmadığından markanın tanınmışlığının tespitine ilişkin istemin reddine, davacının tescilli markalarında yer alan PRINCE markaları ile davalının ürün ve ambalajlarında kullandığı PRENS markasının iltibas yarattığının ve davalının bu eyleminin davacının markasına vaki tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının davacı markasına vaki tecavüz-haksız rekabetin önlenmesine, 250,00 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yer alan “Hükmün kesinleşmesinden sonra hüküm özetinin masrafın davalı taraftan alınarak bir defa Hürriyet ve Sabah gazetelerinde yayınlanmasına” şeklinde olan kararın, “her iki gazetede birer defa ilanına” şeklinde anlaşılacak olmasına, 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının (sebeplerinin) kapsamı dışında kalmış olan kısımlarının kesinleşecek olmasına,
bozma kararına uymuş olan mahkemenin kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremeyecek olması ve kesinleşmiş olan kısımların lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak teşkil edecek olmasına, mahkemenin 12.09.2005 gün ve 2005/151-180 sayılı kararında da reddedilen maddi tazminat ve diğer yönlerden davalı taraf yararına bir kez maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olup, bu hususun davalı tarafından temyiz edilmemiş bulunmasına,
ayrıca bahsi geçen mahkeme kararını bozan Dairemizin 28.06.2007 gün ve 2006/2560 Esas, 2007/9849 Karar sayılı bozma kararında, davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş olmakla, davalı taraf yararına bir kez maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hususunun davacı yararına usuli kazanılmış hak teşkil edecek olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/5063, K. 2010/1532, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama