KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/5419 E., 2010/1537 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
597 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.10.2007 tarih ve 2006/444 - 2007/473 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında Dicle E.D.A.Ş.
Genel Müdürlüğü Şanlıurfa İl Müdürlüğü hizmet alanı içinde bulunan mevcut ve sözleşme süresince sisteme dahil olacak elektrik enerjisi kulanıcılarına ait elektrik tüketimlerinin tahakkukunun yapılması ve fatura bedellerinin idareye ödenmesinin sağlanması ile özel şartnamede belirtilen diğer işlerin sözleşme, idari şartname ve ekli dökümanlardaki şartlarda tahakkuk ve tahsilat hedeflerini gerçekleştirecek şekilde yapılmasına yönelik hizmet işlerini kapsayan 10.04.2006 tarihli sözleşme imzalandığını, ihalenin yapıldığı 14.12.2005 tarihinde işe başlama zamanı olarak 01.01.2006 tarihinin varsayıldığını,
yer ve iş tesliminin davacı şirkete 01.06.2006 tarihinde taraflarca imzalanan protokolle yapıldığını, sözleşmenin yapıldığı andaki karşılıklı edimler arasında evrak üzerinde var olan dengenin işe başlama tarihinin büroktratik çalışmaların öngörülenden uzun sürmesi ve yasal süreç nedeni ile işe başlama zamanının 6 gecikmesi nedeniyle davacı aleyhine katlanılmayacak derecede bozulduğunu ve işlemin temelinden çöktüğünü, işlem mahallindeki sosyal sebeplerden (terör, feodal yapı, eğitim seviyesi vs) kaynaklanan tahakkuk imkansızlığının davalı tarafından örtbas edildiğini, davacının davalı tarafından hataya düşürüldüğünü,
sözleşmenin uyarlanması talebinin davalı tarafından kabul edilmediğini ileri sürerek, 2005/165070 ihale kayıt numaralı sözleşmenin feshine, şimdilik 10.000 YTL menfi zararın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bölgenin bir takım sosyal özelliklerinin gizlendiği iddiasının kabul edilemeyeceğini, bölgesel özelliklerin herkes tarafından bilinebilecek bir konu olduğunu, işe geç başlanılmasının davacının eksik iş ve işlemleri olup, müvekkili kurumdan kaynaklanan bir gecikmenin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Dicle EDAŞ Şanlıurfa İl Müdürlüğü taahhütlü tahakkuk ve tahsilatı artırma ve kaçağı önleme işleri sözleşmesinin 10.04.2006 tarihinde taraflar arasında imzalandığı, işe 01.06.2006 tarihinde başlanılmış olup, işe başlamanın sözleşmenin 10. maddesinde öngörülen süre içerisinde olduğu, sözleşmenin eki olan özel şartnamenin 3. maddesinde tahakkuk ve tahsil oranlarının düzenlendiği, 10.04.2006 tarihinde imzalanan sözleşmenin özel şartlardaki bu bölümüne davacı tarafından bir itirazda bulunulmadığı,
sözleşme ile hüküm altına alınan bu oranların sözleşmeden sonra yeniden değerlendirilmesi isteminin de davalı tarafından reddedildiği, davacı taraf "ihale öncesinde davalı tarafın tahakkuk oranlarını gizlediği, ibadet yerlerinin ve genel aydınlatma oranlarının yüksek olduğunu" iddia etmiş ise de, idari şartnamenin 13. maddesi uyarınca tacir olan yüklenicinin işin yapılacağı yeri görmesi, inceleme yapması ve buna göre teklifini vermesi gerektiğini, sözleşmenin 14. maddesine göre yüklenicinin ihale dökümanları ile ilgili olarak idareden açıklama isteme hakkı da bulunduğu,
idarenin yükleniciyi hataya düşürerek sözleşme imzalandığı iddiasının yerinde olmadığı, yörenin sosyal ve ekonomik şartlarının bilinmediği veya bu konuda yanıltıldığı iddiasının da şartnamenin 13,14 maddeleri ile TTK'nun 20. maddesindeki hüküm karşısında geçerli bulunmadığı, sözleşmenin 26. maddesinde yüklenicinin sözleşmeyi feshetmesi halinin düzenlendiği, sözleşmenin feshini isteyen davacının 26. maddede yazılı "mücbir sebep ve mali acz" nedenine de dayanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/5419, K. 2010/1537, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama