KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/5525 E., 2010/1742 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.11.2007 tarih ve 2003/847 - 2007/762 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.02.2010 gününde davacılar avukatı ...gelip, davalılar avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı ile menkul kıymet aracılık sözleşmesi imzaladığını, taraflar arasında portföy yönetimi anlaşması olmamasına rağmen davalının talimat olmaksızın 01.07.1999 - 28.02.2000 tarihleri arasında hisse alım satımı yaptıklarını, bu işlemlerle portföy performansının düşük kalması yanında haksız yere kurtaj da uygulandığını, davalının iç denetiminde müşteri temsilcisinin başarısızlığının belirlendiğini, bu tarihten sonra satış yapılmasının istenmesine rağmen bu taleplerinin de yerine getirilmediğini, bunun yerine lüzumsuz alım satımlar yapılarak kurtaj ödenmesine neden olunduğunu, davalının gerekli özen ve dikkati göstermemesi nedeniyle müvekkillerinin zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 100.000 TL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların sekiz ay boyunca hesaplardan habersiz olmasının mümkün olmadığını, şikayet edilen dönemden 9 ay sonra inceleme istendiğini, 04.01 2000 tarihinde verdikleri dilekçede portföyden elde edilen gelirin yeterli olduğunu beyan ederek işlemlerden haberdar olduklarını açıkladıklarını, zarar ile müvekkili eylemleri arasında somut ve açık bir bağlantı bulunmadığını, zararın dönemsel düşüşün sonucu olduğunu, sözleşme uyarınca davacıların talimatlarını yazılı vermesi gerektiği, sözlü talimatların teyit edilmedikçe gönderilmemiş sayıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre kesin delil sayılan davalı defterleri kapsamında davalının davacılara zarar verdiğinin davacılar tarafından ispatlanamadığı, telefon kayıtlarının yasal süreden sonra saklanmaması nedeniyle incelenemediği, telefon talimatının sonuçlarından sözleşme uyarınca davacıların sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacılar tarafından verildiği iddia edilen şifahi talimatların gerek taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ve gerekse SPK mevzuatı uyarınca daha sonra yazılı hale getirilmesi zorunlu olup, bu talimatların yazılı hale getirildiğinin ispat edilememesi ve ses kayıtlarının imha edilmesinin tek başına davacılar lehine sonuç doğurmasının HUMK'nun delil sistemine uygun düşmemesine göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/5525, K. 2010/1742, 16 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama