KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/5585 E., 2010/1743 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Bursa Asliye 3.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
462 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.12.2007 tarih ve 2007/71-2007/569 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.02.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle bisküvi, kraker, gofret, pasta, kek vs. ürünlerin imal, ithal, ihraç ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, 07.04.1992 günlü “FORM” 08.05.1990 günlü “ETİ FORM”, 06.11.2000 günlü “ETİ FORM”, 21.11.2000 günlü “ETİ FORM” markalarının sahibi bulunduğunu, form ibaresi taşıyan markaların ilk kez müvekkilince tescil ettirildiğini, 1991 tarihinden beri form markalı ürünlerin müvekkilince piyasaya sürüldüğünü, bu tarihten beri nizasız ve fasılasız bir şekilde kullanıldığını, bu suretle tanınmış bir marka haline getirildiğini,
müvekkilinin tanınmış “FORM” esas unsurlu markaları ile iltibas yaratan “MEDFORM” markasının 15.02.2000 tarihinde 05.emtia sınıfında davalı adına tescil edildiğini, davalı markasının 556 sayılı K.H.K.
7 ve 8.mad. anlamında iltibasa neden olduğunu, marka üzerinde öncelik hakkının müvekkiline ait bulunduğunu, davalının kötü niyetli hareket ettiğini, ayrıca davalıya ait markanın tescil edildiği 05. emtia sınıfında kullanılmadığının saptandığını ileri sürerek, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, 556 sayılı K.H.K. 42/a mad. öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini, dava konusu markayı müvekkilinin devir yoluyla aldığını, 556 sayılı K.H.K. 7 ve 8.mad. öngörülen koşulların gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının, “Form” ibareli markaları 1991 yılından beri kullandığı, tanınmış marka haline getirdiği, davalının tacir olup form ibareli markaları elde etme gayreti içerisinde olduğu, davacının tanınmış markalarının benzerlerini adına tescil ettirmeye çalıştığı, davalının kötü niyetli olup 556 sayılı K.H.K.
42.mad. öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süreden yararlanmasının mümkün bulunmadığı, marka üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait bulunduğu, davalı markasındaki “FORM” ibaresinin yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta seviyedeki insanlar bakımından davacı markası ile iltibasa meydan verecek derecede benzer olduğu, davalının sırf davacının markasından istifadeye yönelik olarak bu sözcüğü tercih ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/5585, K. 2010/1743, 16 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama