KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/6611 E., 2010/2414 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2010
- Mahkemesi
- Konya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
885 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.12.2007 tarih ve 2004/485-2007/482 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin BPW sözcük ve “kavisli yol üzerinde aks beraberinde üç harf şekli” tanınmış markasının sahibi olduğunu davaların aynı emtialarda MCH Sözcük + “kavisli yol üzerinde aks beraberinde üç harf şekil” markasını adına tescil ettirdiğini yine davalının müvekkiline ait incelemeli patent belgesi altında kanuna göre ve patent belgesine ekli istemlerde yer alan buluz konusu sistemi çalıştıran parçaların davalı tarafından 551 Sayılı KHK’nun 72/2 ve 136. maddeleri anlamında patent sahibi davacının izni olmaksızın ticari amaçla elinde bulundurduğu veya uygulamaya koymak suretiyle kullandığı bu durumun davacının patentten doğan
haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek davalı markasının 556 Sayılı KHK’nun 7/1, 8/1-b, 8/4 ve42/1-a, b maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, davalının müvekkilinin Türkiye dahil dünya çapında tescilli ve tanınmış markasını iltibas yaratacak şekilde taklit ederek tescili ve kullanması nedeniyle oluşan 556 Sayılı KHK’nin 61/a, b,
c maddeleri anlamında tescilli ve tanınmış markaya tecavüz ve müvekkilinin 25.02.1998 tarih ve TR 1995 02074 B nolu incelemeli patent belgesine bağlanmış “Hava süspansiyonlu taşıt aksları için aks kaldırma aygıtı” adlı buluş konusu sistemi çalıştıran parçaların haksız ve izinsiz şekilde ticari amaçla kullanması ve piyasaya sürmesi nedeniyle oluşan 551 Sayılı KHK’nun 73, 136, 137 vd. maddeleri anlamında tescili patentten doğan haklara tecavüz ve TTK’nun 56 ve 57. maddeleri anlamında doğan haksız rekabetin hükme tespiti, önlenmesi ve neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına,
kararın gerekçe özeti ile hüküm fıkrasının gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, tescilli marka kullanımının haksız rekabet oluşturmayacağını, davacının patent verilerek koruma altına alınarak bir buluşu bulunmadığını, söz konusu mekanizmanın sektör itibarıyla herkes tarafından kullanıldığını, 551 Sayılı KHK’nun 136. maddesi uyarınca müvekkilinin “hava süspansiyonlu taşıt aksları için aks kaldırma aygıtı”nın patent hakkının karşı tarafa ait olduğunu bilmek zorunda olmadığı gibi hidrolik otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiği içinde 2000 yılında tescil edilen bu aygıtın gerçek hak sahibini bilmek zorunda da olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraf markaları arasında halk nezdinde karıştırma ihtimali bulundu, tescilli bir markanın kullanılmasının tescil yolsuz dahi olsa haksız bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla ortada marka hakkına tecavüzden ve haksız rekabetten söz edilemeyeceği, davacı tarafça incelemeli patent belgesine bağlanmış “hava süspansiyonlu taşıt aksları için aks kaldırma aygıtı” adlı buluşun bizzat davalı tarafından üretildiğine dair bir kanıtın dosyada bulunmadığı, bu nedenle patent hakkına tecavüz fiilinin söz konusu olmayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicil kaydının terkinine, hükmün ilanına, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin ilk istemi müvekkiline ait tescilli ve dünyaca tanınmış “BPW sözcük+kavisli yol üzerinde aks beraberinde üç harf şekil” markasına iltibas yaratacak derecede benzer davalıya ait 2002 /07384 sayılı “MCH sözcük+kavisli yol üzerinde aks beraberinde üç harf şekil” markasının 556 sayılı KHK’nın 7/ı, 8/1-b, 8/4 ve 42/1-a, b maddeleri gereğince hükümsüz kılınmasına ilişkindir.
Davalıya ait ve hükümsüzlüğü istenilen marka “MHC+şekil, ... Hidrolik Makine San.ve Tic.A.Ş+şekil” şeklinde olup,davacıya ait markanın “BPW+ şekil” olması karşısında davalıya ait markanın fonetik ve telaffuz açılarından davacıya ait markaya benzemediği tartışma konusu değildir.
Görsel açıdan yapılan incelemede ise her ne kadar harflerin diziliş şekli ve harflerin üzerine yerleştirildiği kavisli çizgi (yol) ve aks çizimi görüntüleri arasında bir benzerlik varmış gibi görünmekte ise de, davalı markasının esaslı unsurları ve aldığı eklerle yeterince ayırt ediciliğe kavuştuğu ve markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece taraf markalarının benzer olmadığı kabul edilerek davacının markanın hükümsüzlüğüne ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu talebin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Davacı vekilinin temyizine gelince, davacıya ait incelemeli patent belgeli buluşun, davalı tarafından bizzat üretildiğine dair inandırıcı, yeterli ve somut kanıt bulunmadığından bahisle davacı vekilinin davacıya ait patentli buluşa vaki tecavüzün durdurulması, ürün ve araçlara el konulması,
imhası yolundaki taleplerinin reddine karar verilmişse de, öncelikle belirtilmesi gereken 551 sayılı KHK’nin 136.maddesinde Patentten doğan haklara tecavüz filleri sadece “buluşun üretilmesi” ile sınırlı olmayıp “…satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak veya uygulamaya koymak suretiyle kullanmak" gibi fillerdir.
Bu durumda mahkemece davalı eyleminin 551 sayılı KHK’nın 136.maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve yetersiz gerekçe ile bu talebin reddine karar verilmiş olması da hatalı olmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/6611, K. 2010/2414, 4 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama