KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/6904 E., 2010/2606 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mart 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.02.2008 tarih ve 2007/47-2008/37 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.03.2010 gününde davalılardan Hayat Sağlık Tesisleri avukatı ... gelip, davacı ve diğer davalı avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra,
duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin 1993 yılından beri İstanbul' da kullandığı ve tanıttığı "ESENLER HAYAT HASTANESİ HH+ şekil" ibareli işaretin 44/1.sınıfta bulunan tıbbi hizmetler için tescili amacıyla 16.03.2004 tarihinde davalıya yapılan marka tescil başvurusunun, birleşen davada davalı olan şirketin "ÖZEL HAYAT HASTANESİ öhst 25.yıl+şekil" ibareli 44 ncü sınıfta yer alan hizmetler için 15.03.2006 tarihli marka tescil başvurusu mesnet alınarak 556 sayılı KHK' nin 7/1-b maddesi uyarınca reddedildiğini,
oysa anılan ibarenin 1993 yılından beri kullanılarak ayırt edicilik kazandırıldığını ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, aynı KHK' nin 5 nci, 7/1-b, 7/1-c ve 7/1-son maddeleri uyarınca yapılan itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, kararın doğru olmadığını ileri sürerek, 2006/M-3313 sayılı kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kararın doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada aynı davacı vekili, 1993 yılından beri kullandıkları tescilsiz "Hayat Hastanesi" ibaresine iltibas ve tecavüz oluşturan davalının aynı marka tescil başvurusuna itirazın diğer davalının YİDK tarafından en son reddedildiğini ileri sürerek, 2005/M-3312 sayılı kararın iptalini, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, öncelik hakkının diğer davalıda olduğunu savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, ibareyi 1981 yılından beri kullandıklarını, öncelik haklarının kendilerinde olduğunu savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve kısmen benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, asıl dava bakımından 556 sayılı KHK' nin 5, 7/1-c, 7/1-d maddeleri bakımından dava dışı şirket başvurusunun tescil engeli taşımadığı, karıştırma ihtimalinin kaçınılmaz olduğu, anlamsal, işitsel, biçimsel, görsel, umumi intiba bakımından benzerlik bulunduğu, ayırdediciliği vurgulayan imajın "HAYAT HASTANESİ" sözcüklerinde odaklandığı, bunun da her iki markada bulunduğu, şekillerin algılanabilir bir özellik taşımadığı,
her iki markanın aynı işletmeye ait olduğu ve davalıya ait öncelik hakkına sahip markanın Esenler' de sunulduğunu ve o işyerinde kullanıldığı yönünde iltibasa yol açabileceği, alıcının karıştırma olasılığının yüksek olduğu ve işletmeler arası bağ kurabileceği, alıcının davalının hizmetini aldığını zannederken gerçekte davacının hizmetini alabileceği, bu durumda 7/1-b madde koşullarının davacı aleyhine gerçekleştiği ve YİDK kararının doğru olduğu, 7/son madde koşullarının lehine gerçekleştiğini davacının kanıtlayamadığını, birleşen dava bakımından ise davacının 1993, davalının 1981 yılından beri tescilsiz olarak kullandığı,
buna göre kullanma önceliğinin davalıda olduğu ve 8/3 maddesinden davacının yararlanamayacağı gerekçesiyle her iki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/6904, K. 2010/2606, 9 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama