KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/7016 E., 2010/2729 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.12.2007 tarih ve 2005/98 - 2007/782 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.03.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline olan borçlarına karşılık 10.06.2003 tarihinde her bir 10.000 USD miktarlı iki adet bonoyu müvekkiline verdiğini, bonoların ciro yoluyla...isimli şahsa devredildiğini, bu şahıs tarafından icra takibine girişilmesine rağmen davalı tarafından İstanbul 11.İcra Hakimliği'ne başvurularak senetlerde tanzim yeri bulunmadığından bahisle icra takiplerinin iptali istenilip, iptal ettirildiğini, senet bedellerinin İbrahim Yücel'e ödenerek geri alındığını ileri sürerek, 20.000 USD karşılığı (28.080,60) YTL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya hiç bir borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, keşide yeri olmayan senetlerin yazılı delil başlangıç olarak kabulünün gerektiği, davacının senetlerin nakit olarak verilen borç karşılığı düzenlenip verildiğini, davalının ise tarafların tekstil şirketleri arasında bulunan ticari ilişki nedeniyle davacıdan alınan mal karşılığı verildiğini, ancak malların davacı tarafından teslim edilmemesi nedeniyle senetlerin karşılıksız kaldığını savunduğu, ispat yükünün davacıda olduğu, dinlenen davacı tanıkları anlatımların somut olaya ilişkin olarak bizzat görgüye dayalı olmayıp soyut, inandırıcılıktan uzak ve yeterli olmadığı, davacının yemin teklif etme hakkını da kullanmadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK’nun 688 ve 689. maddeleri uyarınca tanzim yeri içermediği için geçersiz sayılan iki adet bono bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davalı tarafından gerek gerek 11.İcra Hukuk Mahkemesi'nde takibin iptali için açtığı davada ve gerekse işbu davaya cevaplarında senetler altındaki imzaların sıhhatine dair bir itirazın bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda davacı elinde bulunan ve kambiyo senedi vasfı taşımayan bu senetler TTK’nun 688 ve 689.maddeleri gereğince bono değil adi senet hükmündedir.Senetlerdeki alacak miktarları gözetildiğinde HUMK’nun 288.maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen iddianın senetle kanıtlanması gerektiği gibi,senede karşı ileri sürülen bir iddia da, ancak senetle ispat olunabilir. (HUMK'nun 290) Keza, böyle bir iddianın senetten başka bir kesin delille ispatı mümkündür.
İkrar veya yemin de kesin delil niteliğindedir.Somut uyuşmazlıkta davalı tarafından adi senedi hükümden düşürecek bir senede delil olarak dayanılmamıştır.
Ancak, davalı tarafından söz konusu senetlerin mal bedeline karşılık olarak verildiği hususunda delil listesinde yemin deliline dayanılmış olması karşısında mahkemece davalıya karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/7016, K. 2010/2729, 11 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama