KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/7570 E., 2010/3197 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
794 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2008 tarih ve 2004/223 - 2008/62 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.03.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin muhasebecisi olan ...’in 08/01/2003 tarihinde müvekkili şirketin ve şirket ortaklarının bir kısım paralarını hırsızlayarak ortadan kaybolduğunu, müvekkili şirketin hesaplarının incelemeye aldığını ve şimdilik davalı bankanın ...’e müvekkili şirketin 70431000 numaralı kredi hesabından sahte olarak düzenlenmiş talimatlarla 30/12/2002 tarihinde 54.000.000.000-TL, 06/01/2003 tarihinde 90.000.000.000-TL, 08/01/2003 tarihinde 15.000.000.000-TL olmak üzere toplam 159.000.000.000-TL’yi ödediğinin tesbit edildiğini, müvekkilinin bu kredi hesabını 24/01/2003 tarihinde tamamen kapatıp borçlarını ödediğini,
ödeme tarihine kadar da sahte imza ve talimatlarla çekilen bu miktara 5.000.000.000-TL faiz ödediğini, müvekkilinin muhasebecisi olan ...’in sahte talimatlar hazırladığını ve şirketin imza yetkilisi ve aynı zamanda ortağı olan ...’ın imzasını taklit ettiğini, davalı bankanın sahte belge ile ödediği paraları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği geri ödeme zorunluluğu olduğunu, bankanın ağır kusurunun mevcut olduğunu, davalı bankanın bu kadar yüklü ödemelerde en azından şirket yetkililerinden telefonla teyit alması gerektiğini ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 164.000.000.000-TL kredi borcunun bankaya ödeme tarihi olan 24/01/2003 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, banka şubesi ile bir yıla yakın süredir kredi alışverişi devam eden şirket yetkilisi ve yönetim kurulu başkanı ...’ın, bankalar ile sahibi olduğu şirket arasındaki tüm işlemlerini yanında çalıştırmakta olduğu ...vasıtasıyla yürütmekte olduğunu, ...’in davacı şirket yetkililerinin yanında üst düzey görevde yer almakta ve şirketin muhasebe işlemlerini de yürütmekte olduğunu, 2001 yılı olağan genel kurul toplantısında şirket denetçiliğine kadar getirildiğini, şirket yetkililerince kendisine vekaletname ile bilumum bankalardan para çekme, yatırma vesaire hususlarda yetki tanınmış bulunduğunu,
aynı kişinin şirket kaşesi altında yönetim kurulu başkanı ... imzası ile teyitli birçok ödeme talimatı ile bankanın söke şubesinde defalarca işlem yaptırdığını, banka ile şirketin çalışmasının yazılı talimat verilmesi suretiyle gerçekleştirilmekte olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 3 adet sahte belge ile ...’in davacı şirkete ilişkin kredi hesabından 31/12/2002 tarihinde 54.000.000.000-TL, 06/01/2003 tarihinde 90.000.000.000-TL, 08/01/2003 tarihinde 15.000.000.000-TL olmak üzere toplam 159.000.000.000-TL’yi çektiği, 31/12/2002 tarihinde çekilen 54.000.000.000-TL’nin şirketin banka hesabında kaldığı ve hesaptan eritildiği, 06/01/2003 tarihinde çekilen 90.000.000.000-TL’den 83.059,85-YTL’sinin Ziraat Bankasına ... ortaklarının hesaplarına yatırıldığı, bakiye 6.940,15-YTL’nin akıbetinin belirlenemediği,
08/01/2003 tarihinde çekilen 15.000.000.000-TL’den 7.350,00-YTL’sinin ...tarafından Koçbank Şubesine havale edildiği, bakiye 7.650,00-YTL’nin akıbetinin belirlenemediği, sahte talimatla çekilen paraların 24/01/2003 tarihinde diğer tüm borçlarla birlikte ödendiği, ödenen miktarın 337.430,00-YTL olduğu.
6.940,15-YTL ile 7.650,00-YTL dışındaki paranın davacı lehine sarfedildiği, davalı bankanın davacıya ödemekle sorumlu olduğu miktarın faiz, komisyon, fon, BSMV ile birlikte toplam 15.116,46-YTL olduğu, davalı bankanın sahte belgelere istinaden ödeme yapmakla davacının gerçekleşen zararını ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.116,46-YTL’nin 24/01/2003 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, sahte imzalı talimata dayanılarak, davacı hesabından ödenen bedelin davalı bankadan tazmini istemine ilişkindir. Dosya kapsamından davacı şirketin muhasebecisi olan ...’in 1999 yılından beri , davacı adına ve davacı hesabından davalı Bankadan ve diğer bankalardan para çektiği taraflar arasında tartışmasızdır. Davalı vekili, davacı şirkete ait kaşe üzerine şirket yetkilisi Hulusi Tanman imzalı ödeme talimatında davacı tarafın da kusurlu olduğunu savunmuştur.
Yapılan işlemlerde, davalı bankanın kusurlu olduğu düşünülür ise de, davacının da muhasebecisinin ekonomik durum itibariyle küçümsenmeyecek kadar yüksek meblağlı işlemlerinden haberdar olmadığını söylemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki, davaya katılan ...de davacı şirket adına imza atarak bankalarda işlemler yaptığını ve davacı şirketin de bu durumdan haberdar olduğunu savunmuştur.
Bu itibarla mahkemece, muhasebe elemanının yaptığı işlemlerin davacı şirket tarafından benimsenip benimsenmediği ve bu hususun davacı tarafın müterafik kusurunu oluşturup oluşturmayacağı yönünden inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/7570, K. 2010/3197, 23 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama